'Zaman Tüneli



Bugünler de fark ettiğim ve içimde oturtacak yer bulamadığım zaman kavramı, artık kelimelerime dahi yerleşerek, beni de döngüsüne bir güzel aldı ve gidiyoruz birlikte..


Gelelim en çok kullandığım kelimelerin sığınağı olan cümlelerime;


- Bu işe gireli bu kadar yıl oldu mu?

- Bu eve taşınalı bu kadar sene olamaz canım?

- Bu kıyafeti şu yıl aldım bak hala giyiyorum, şu kadar yıl olmuş görüyor musun?

- O kadar oldu mu, o kadar zaman geçti mi?


Liste uzayıp gider...


Kendimi Facebook’da devamlı hatırlatma yapıp duran zaman tünelin de gibi hissediyorum :)


'Ömür, geçip gidiyor..' deyip durur hep büyükler..


Öyle gerçekten, böyle geçip gidiyor sanırım ve yaş 20 dedikten sonrasını sayamıyorsun..


Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken, günler hayatlar geçiyor.. demiş Teoman ;)


Ne kadar doğru bir tabir..


Tam sıkıcı, berbat bir toplantının ortasında ‘Allah'ım, bu ne zaman bitecek’ deyip, yılların nasıl geçip gittiğini anlayamamak insanoğlunun en büyük çaresizliği bence..


Zamandaki çaresizlik..


İşte o kayıp giden zamanın içerisinde nerede olduğumuzdan bir haber olmak, çok ilginç..


Sadece aslında yaşadığın her şeyin bir izleyicisi olduğunu anlamak..


Kendi filmini çekip sonrasında oturup bir güzel izlemek gibi..


Çünkü o gitmiş olan zaman hep bir hikaye gibi anlatılır ve o hikayeler ruhu şekillendiren kederin, neşenin kaynağıdır aslında..


Ve hep giden zaman, hayatımızın en kıymetli anlarının toplamıdır..


Zamanda kaybolan hikayelerimize.. ❤️


65 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi