Yürek Sesi



Bir tuhaflık sardı yine beni..

Tanıdıktı ama bu tuhaflık..

Sanki seni tanımaya başladığımda ki tuhaflık gibi.. Gördüğüm ile tanımaya başladığım, dokunduğum, alıştığım o geçen zamanda ki süreç gibi..

Sen sessiz bir adamdın kimine göre ama ben öyle görmezdim..


Çünkü sessizliği ile konuşur bazı insanlar dinlemeyi bilirsen de çok şey anlatırlar..

O yüzden bana bakınca yüreğinde ki koca sesi, kelimelerini, cümlelerini duyardım..

Hani izlerdin ya beni, kızardım bakma öyle diye.. Duyardım çünkü çoşkunu, o kalabalığını, kalp çarpıntını..

Hatırlıyor musun?

Moda da ayrılmıştık güya..

Sensizken daha iyiyim gibi bir şeyler söylemiştik birbirimize.. Öfkem daha ağır basardı ya benim, madem öyle gerek yok beraberliğimize demiş gitmiştim..

Okusan bunları şimdi her zaman ki gibi yine bırakıp gitmiştin dersin..!

Sonra merdivenlerden çıkarken yığıldım, bacaklarım titriyordu oturmasam yuvarlanacak gibi yığılmıştım hem de..

Yığılıp kaldığım yerde yanı başımda bir çiftten, sanki üç-beş dakika önce ettiğim bütün kelimelerimi, ettiğin bütün cümlelerini, bir bir bizi dinliyordum..

Kalktım, yürümeye devam ettim..

Bir gölge farkettim, arkamdaydın..

Hem hiç tahmin etmiyordum geleceğini, hem de adım gibi biliyordum..

Beni durdurmaya çalıştın görmemem lazımdı gözlerini, tutup çevirdin ve sadece dokun yüreğime dedin defalarca..

Dokunursam kaybolurdum, öylece durdum.. Dünya durdu o an dediğimiz zamanlar vardır ya aynen öyle..

Elimi tutup koydun yüreğine ve içindeki fırtınayı dinletiyordun bana, ben ise çoktan kaybolmuştum fırtınanda..

Sana dokunmuştum ve her şey anlamını yitirmişti yine..

İnsan birine dokununca kendini bile unutur mu, ben unutmuştum..

Ne tuhaf..

Ey aşk, sen insanoğluna bahşedilmiş en güzel hissin..

14 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi