Yaşamaya geliyorum seni hayat, yoluma ışık tutar mısın?

Neredeyse üç aydır tek satır yazamıyorum. 

Aslında zaten hissetmeden, heyecan duymadan hiçbir şey yapamıyorum ben..

Toplum dayatması rolleri, gereksiz sorumlulukları, iptidai ilişkileri terkedeli epey zaman oldu. ‘Kim ne derse desincilik’ değil asla. Dünyada bizi farklı kılan en büyük değerimiz sosyallik dolayısı ile yalnızlık ya da uyumsuzluk değil savunduğum. Tek demek istediğim ‘bu benim dünyam ve burda benim sınırlarım, benim kurallarım geçerli; senin de izin verdiğin ve kümelerimizin kesiştiği ölçüde’...

Geç tanıştığım ama asla vazgeçmeyeceğim sınırlarım, kararlarım, canım kendim... İyi ki yaşadıklarım, yaşa(ya)madıklarım, iyikiler dünyam...

Bir iyi ki daha yaptım bu yaz. 16 yaşımdan beri yap(a)madığım en uzun yaz tatilimi yaptım. Tüm gelecek kaygı ve korkularımı bir süreliğine askıya alıp, okulu bitirdiğim andan beri aralıksız çağlayarak akan köpüklü kabarcıklı 42 senelik ömrümde yaşadığım son 2 senelik bir “duraklama dönemi”nden sonra (ki ben buna kuantum olasılıklar alanında hiç bir olasılığı seçmediğim dönem demeyi tercih ederim :)) baraj bariyerlerimi yeniden dolması sonra da taşması için yağan son yağmurları toplamaya çalıştım sanki. Ya da her toprağın nadasa ihtiyacı misali, nadasım sonrası sanki kendi toprağımı çapalayıp işleyişim, ekime hazırlayışımdı bu yaz... Geçmiş mahsullerin kalıntılarını bir sonraki sezon için son kez harmanlayışım içimde. Ne var ne yoksa kabullenişim...


Ve bu dönemin sonunda, kendi matemimi kendim tutmuşcasına geçmişi geride bırakıp, kendime yeniden yaşama dönme izni veriyorum artık... Uzun zaman sonra ilk defa, yaşayabileceğim her şeye, hissedilebileceğim her duyguya, sonunu da göze alarak izin vermeyi seçiyorum. Seneler sonra ilk kez, belki de farkındalıkla ilk kez içimden hayatın dolu dolu akmasına izin veriyorum... An’a, sadece o an tek başına ve olduğu gibi çok değerli olduğu için olmasına izin veriyorum. Hayallerim var ceplerimde. 30 yaşımda bile geç kaldığımı sandığım hayallerim, ama o zamankinden daha büyük isteğim, inancımla inzivaya değil hayatla bir olmaya geldim bu kez. Yaşanacak ne varsa yaşamaya... Tatlısıyla hüznüyle ama aşkla, yaşama duyduğum aşkla. Ben yine aynı ben, biraz ders almış birazını almak istemeyen, hep biraz çocuk kalan koca kalbimin üstünde meraklı kocaman gözlerimle yeni şeyler almaya geldim hayattan bir kez daha. 

Kaçıncı ‘level’ındayım hayatın bilmiyorum, kaç bölüm geçti kaç bölüm kaldı, kaç canım yandı kaç canım kaldı onları da... Bilinmezler denizinde, kalbimdeki en temiz niyetlerle ve varlığımdaki saf enerjinin tümüyle elimden gelen en iyiyi yapacağıma sözümle hayallerime doğru yola çıkıyorum bu defa. Yolumda karşıma çıkacak her şeyi ve herkesi olduğu gibi kabulle yaşamaya geliyorum seni hayat... Benim yoluma ışık tutup, içinde akmama izin verir misin?

Sevgiyle, aşkla, ışıkla...

Kübra




1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi