Yaş alıyorum…



Zaman geçiyor, yaş alıyorum, yaşanmışlıklar artıyor ve yaşlanıyorum. Daha yeni yeni saçlarımda bir iki tel beyazım var. Göz kenarlarımda da küçük kırışıklıklar. 38 yaşındayım. Ruhumda bu yaşta mı bilmiyorum. Çok hızlı yaşadığım, sonradan durulduğum bir hayatım var. Çevremdeki birçok yaşıtımın hatta benden yaşı büyük olanların bile yaşadığı, yaşamaya çabaladığı şeyleri ben yirmilerimde yaşadım.


Gezdim, tozdum, eğlendim, içtim, şarkı söyledim bağıra bağıra, sarhoş oldum, sabahladım, sevdim, sevildim, ağladım, güldüm, seyahatler, tatiller, kaçamaklar, doğrular, yanlışlar, iyi kiler, keşkeler… Ben mi erken yaşadım, başkaları mı geç kaldı bilmiyorum. Ama bi duruldum onu biliyorum. Bundan bir şikayetim yok, hatta daha önce de söylemiştim, sessiz sakin bir sahil kasabasıdır, yaşamak istediğim, yaşlanmak istediğim yer. (bknz. Cennetim DATÇA)


Ama aynaya bakınca ben istemesem de yolun yarısını geçtiğimi görüyorum. Seviyorum yaşımı, yaşanmışlıklarımı. Hala yapmak istediğim şeyler var o kasabaya yerleşmeden önce. Yaşamak istediğim şeyler var. Kalan yarısında sakince yapmak istediğim yaşanmışlıklar var.

Yine de beyazlamasa saçlar, kırışmasa gözaltları iyi olurdu…


177 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi