Teşekkür

Teşekkür... Hayatımda olanlara...


Teşekkür...Hayatımda rolleri bitip gidenlere ve gitmeden önce bana kattıkları herşeye....


Teşekkür... Yüreği ile yüreğime dokunan, dokunuşlarıyla hayatıma anlam katanlara...


Hepimizin bir şans noktası vardır bu hayatta... Herbirimizinki birbirinden farklı olarak...


İzninizle; ben de bu da yazımı, hayatımın şans noktasına yürekten bir teşekkür ile yazmak istiyorum.


Her zaman şanslı biri olduğumu düşündüm.Her ne yaşarsam yaşayayım hep şükredeceğim çok şeyim olduğunu...

Zorluklarım olmadı mı ?

Elbette oldu ...


Koskocaman bir okyanus gibi olan hayatın içinde; minicik bir noktayım bende...


Bazen okyanusun hırçın dalgalarıyla boğuşurken yoruldu o çok güçlü sandığım kollarım...Salıverdim kendini dalgaların kucağına... Dalgalar acımasızdı...Mücadeleyi bıraktığın anda; dibe, en dibe batırmak için fırsat kolluyordu sanki...


Kimi zaman; ayaklarım denizin dibindeki kumlara değdiğinde fark edebildim, boğulmak üzere olduğumu...Nefes bile alamadığımı...


Mücadeleye öyle alışmıştım ki; birbiri ardına gelen fırtınalara karşı koyarken, nefes alamıyor olduğumun farkında bile değildim...


İşte benim şans noktam girdi hep devreye öyle zamanlarımda. Uzatılan bir can simidi gibi...


Denizin dibinden gördüğün yada göremesen de varlığını bildiğin, gökyüzünün sana gönderdiği...Sanki “bak ben buradayım, hadi biraz gayret, salma kendini” dediği, minicik bir ışık hüzmesi gibi...


Umut ışığın olur o ışık hüzmesi...Seni yuttuğunu sandığın o zemindeki kumlar, dayanağın olur yukarıya, en yukarıya çok daha hızla çıkabilmen için.


Bir insanın en büyük hazinesi nedir diye sorsalar bana; “hayatında biriktirdiği insanlar“ derim.


Benim için öyle, her zaman da öyle oldu.Yüreği güzel insanların yüreğinde olmak; olabileceğim en güvenli, en güzel yerdi benim için.


Ben yüreğimde tutarım hayatımdaki insanları...İsterim ki; ben onların kalbinde nasıl güvende hissediyorsam kendimi, onlarda benim kalbimde öyle hissetsinler kendilerini...


Bana sundukları koşulsuz, sınırsız sevgileri, benim boğuştuğum dalgalardan kurtulmam için, bana uzatılan elleri gibiydi hep benim için...


Ne çok yaşanmışlık, ne çok güzel yürek biriktirmişim hayat sandığımda...Hepsi birbirinden değerli, paha biçilemez mücevherler gibi...


Her birimiz kendi hayat yolumuzda ilerlerken; bir diğerinin hayatına dokunuruz.Bazen bilerek...Bazen de bilmeyerek...


Ne çok güzel yüreğin dokunuşuyla şekillenmişti benim de hayatım...


Görünmez, ilahiden gelen bir el gibi...Tam da ihtiyacım olduğunda, ihtiyacım olan yer ve zamanda...


Hayatımdaki dokunuşlarıyla, hayat yolumdaki yol arkadaşlıklarıyla... Hayatımın şans noktaları oluşlarıyla, sonsuz bir minnet hissedişimin sebebi oldular.


Dünyanın tüm hazineleri bir anda bitip yok olabilir ama gönül hazineleri, gönül hazinelerini yok etmeye kimsenin gücü yetmez.

Hayatın mücadelesinde hep çalışıp, daha çok çalışıp bir şeylere sahip olma derdindeyiz. Oysa ki bu dünyadan giderken; hepsini, hepsini burada bırakıp gideceğiz...Bedenimizde dahil... Bu dünyadan götürebileceğimiz tek şey ruhumuz.Belki de ruhumuzla hissedebildiklerimiz...


Ruhumuzu güzelleştiren, hayatımıza anlam katan, yüzümüzde tebessüm, yüreğimizde güller açmasına sebep olan; dokunuşlarıyla hayatımıza güzel kapılar açan tüm güzel yürekler; iyi ki, iyi ki varsınız.Varlığınız hayata teşekkür sebebimiz, hep ve de her zaman var olmanız dileğiyle, sevgiyle kalın...





1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi