“Takdir Edilmek veya Edilmemek”, “Takdir Etmek veya Etmemek”

Öncelikle,


Takdir etmek ne demek,


Kelime anlamı nedir?


Bunu kısa bir şekilde özetlemek istiyorum.


Birincisi, olan bir durum karşısında yapılan eylemi beğenmek ve dile getirmek.

İkincisi, eylemin önemini, gerekliliğini, değerini anlamak ve dile getirmek.

Üçüncüsü ise, eyleme değer biçmek, değerlendirmek ve dile getirmek.


Takdir etmenin üç maddede de sonuç noktası, bağlandığı yer, kilidi, düğümü adına her ne derseniz “dile getirmek” eylemidir.


Bu çok basit görünen 2-3 kelime, “takdir etmek” veya “takdiri dile getirmek” günümüzde çok az gördüğümüz ve ciddi anlamda yok olan bir durumdur.


Toplumda sıfır noktasına çok yakın olan bu eylem, yerini hep kusur aramaya ve kusurları ortaya çıkarıp, yüze vurmaya bırakmıştır.


Aynı zamanda yapılan eylemlere saygı göstermek, fikir alışverişine yatkınlık da bulunmamaktadır.


Peki, bu takdir etmenin önemi nedir?


Örneğin, 5 yaşında bir çocuksunuz ve kreşe gidiyorsunuz. Bütün gün anne ve babanıza göstermek için uğraştığınız bir resim çizdiniz. Akşam koşarak gelip anne ve babanıza bu resmi gösterdiniz.


Burada iki ayrı sonuç ihtimali mevcuttur.


Birincisi, Anne ve babanız o akşam kavga ettikleri için bakmaması ya da annenizin bulaşık, çamaşır, temizlik vb. durumlardan bir türlü sizin resminize sıranın gelememesi, babanızın ise tv’deki, açık oturumun resminizden çok daha önemli olduğunu düşünmesi sebebiyle o resme bakmaması.


Hadi, daha iyi niyetli olarak şöyle düşünelim, bakmış olsunlar ve sadece 3 saniye “he, iyi olmuş” deyip geçmeleri.


İkinci sonuç ise, anne ve babanız resme baktılar, incelediler ve çok beğendiklerini, nasıl çizdiğini sorup, çok daha güzel resimler çizebileceğine inandıklarını söylediler ve bu resmi çizip getirdiğin için mutlu olduklarını belirttiler.


Şimdi; bu çok basit olan duruma ait iki ayrı sonucu inceleyelim.


Birincisinde, eylemi görmeme durumu mevcuttur ve otomatik olarak bir takdir bulunmamaktadır. Ve bu daha 5 yaşında olan çocuk da şu durumu yaratır. Hayal kırıklığı, paylaşım eksikliği ve isteksizlik.


İkincisinde ise duyarlılığı ve farkındalığı yüksek olan anne/babanın takdiri ile çocuk, daha istekli, paylaşıma açık ve öz güvenli olur.


Ne yazık ki bu yaşamın her döneminde mevcuttur.


Bu durumu izah etmeye 5 yaşında bir çocuk örneği ile başlamamın sebebi ise bunu bize ilk olarak ailemizin yapıp/yapmadığıdır.


Çünkü yaşamımızın her döneminde takdir edilme ya da edilmeme durumuna bağlı olarak hepimiz olumlu ya da olumsuz durumlar yaşarız.


Bu durumlar bizi her yerde gelip bulur.


Okul hayatımızda, iş hayatımızda, evliliğimizde, arkadaşlık, dostluk bağlarımızda kısacası yaşamımızın her döneminde.


Peki, takdir edilmek neden önemlidir?


Aslında bunun cevabını yukarıda belirtmiş olduğum 5 yaşındaki çocuk örneğinde de biraz anlatmaya çalıştım.


Takdir edilmek, her yaştaki insan için bir öz güven sebebi olmak ile birlikte her ne ise takdir gördüğü eylem, onun dışında olan farklı bir eylemi de gerçekleştirme gücü ve inancı sağlar.


Aynı zaman da takdir edilmek, takdir etmeyi de öğretir.


Yaptığınız işin, her geçen gün üzerine daha fazlasını koyarak daha fazla kaliteli olması için uğraştınız. Bu işveren tarafından görülüp, takdir edildiğinde o işin daha yukarıya tırmanması için daha fazla çalışır, uğraşırsınız ve bu sizin de işini doğru yapan ve emek veren insanları takdir edip, motive etmenize sebep olur.


İnternet üzerinde yer alan araştırmalara da bakacak olursak, 10 kişiden 6’sı takdir edilmenin en az para almak kadar motive edici olduğunu beyan etmiş, geriye kalan 4 kişi ise takdir edilmenin işlerini daha fazla severek yapmalarına sebep olduğunu belirtmişlerdir.


Takdir edildiğimiz ya da takdir edilmediğimiz durumların sonuçları bu vb.. iken peki biz, neden takdir ederiz ya da neden takdir etmeyiz.


“Takdir edilmek, takdir etmeyi de öğretir..” diye belirtmiştik..


Her birey de aynı etkiyi yaratmasa da çoğunlukta geçerlidir.


Çünkü gördüğümüz muameleyi benimseme gibi bir huyu var, beynimizin.


İnternet üzerinde gördüğüm bir görsel vardı, bulursam o görseli yazının altına mutlaka iliştireceğim.

İşyerinde patron babaya,

Eve gelen baba, anneye,

Anne, çocuğa ve çocuk, evdeki kediye.

Bir döngü şeklinde devam eden sözlü şiddet.





Tabi ki her gördüğünü yapmayan bunun yanı sıra farklı faktörlerden de etkilendiğimiz durumlarımız da mevcut..


Nedir bunlar?


Hırs, kıskançlık, bencillik ve tek olma isteği..

İçinde yaşadığımız dünyanın bu döneminin tam da bu duyguları çok daha fazla benimseyerek ve en önemli duygularının bunlar olduğunu, tv’de izlediğimiz dizilerde, sosyal medyada takip ettiğimiz hesaplarda, ana haber bültenlerinde ve gazetelerin manşetlerinde görüyoruz zaten..

Takdir edip olumlu bir algı yaratmak yerine eleştirip her yapılana anlamlar yükleyerek olumsuz ne varsa konuşmak en büyük eylemimiz olmuş.

Ne diyelim..

Bu becerimizden dolayı hepimizi takdir ediyorum..

Belki bu yazı ile ufacık bir algı değişimine sebep olup, eleştirmek yerine takdir edebilme kavramını düşünmeye ve düşündürtmeye davet edebilmişsem sizi,

amacıma ulaşmışım demektir..

Saygı ve sevgi ile ❤️

115 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi