Siz Bu Kadar Şanslı mısınız?


Bir test var, hiç rastladınız mı bilmiyorum, hayatınızdaki beş kavramı öncelikli olarak sıralamanızı sağlıyor. Küçük bir hikayeye dayanıyor bu test, düşünüyorsunuz kim haklı ya da kim haksız...

“Ayşe, Ali adında birini sevmektedir ve Ali nehrin karşısında oturmaktadır. Ayşe, Ali'ye kavuşmak için nehri geçmek ister ancak parası yoktur. Nehirde bulunan kayıkçı eğer çırılçıplak soyunursa Ayşe'yi karşıya geçirebileceğini söyler. Ayşe de çaresiz soyunur ve Ali'ye kavuşur. Ancak Ali çırılçıplak gördüğü Ayşe yi namus uğruna terkeder. Çıplak bir şekilde yola koyulan Ayşe arkadaşları olan Osman'la karşılaşır ve Osman da Ali'ye hak vererek Ayşe'yi kabul etmez. Çıplak olarak yola devam eden Ayşe bir psikologla karşılaşır. Psikoloğa olanları anlatır ve Ayşe'ye haklı olduğunu, olanları unutup bundan sonra kendisine yeni bir hayat kurmasını önerir.”

Bir tarafta aşkı için, sevdiği erkeğe kavuşmak için herşeyi yapan, tanımadığı bir erkeğin önünde çırılçıplak kalmayı göze alan bir genç kız, bir tarafta onu aşkını ve herşeyi aşkından yaptığını anlamayan bir erkek, öteki tarafta ikinci plana atılmış bir başka erkek... Ve hayatın acımasız yüzü, çıkar ilişkileri... Para...

Testin sonunda soruyorlar en çok kim haklı diye, Ayşe burada AŞK’ı temsil ediyormuş psikolog MANTIK’ı, Osman DOSTLUK’u, Ali NAMUS’u ve kayıkçı da ÇIKAR’ı. Bende yaptım testi, ortaya çıkan sonuç: AŞK-MANTIK-DOSTLUK-NAMUS-ÇIKAR...

Testi yaptıktan sonra oturup düşünmeye başlıyorsunuz, çünkü bahsedilen kavramlar gerçekten de insan hayatında yer alan önemli kavramların başında geliyor, bu durumda sıralama da önemli tabi... İşte o anda kendi hayatınızı, geçmişinizi, bugüne kadar yaptıklarınızı sorgulamaya başlıyorsunuz... Doğduğunuz günden bu yana neler yaşadınız hayatınızda ve neler daha önemli oldu sizin için... Sevgili için nelerden vazgeçtiniz ya da aileniz mutlu olsun diye neleri feda ettiniz? Dost bildiğiniz insanlar arkanızdan vurdu mu hiç ya da siz çıkarlarınız uğruna onlara kaba bir tabirle yamuk yaptınız mı? Ya da neydi namus, neredeydi? Bedende mi yoksa akılda, düşüncede mi? Sizinkiyle uymuyor diye başkalarının ahlak anlayışlarını, değer yargılarını yüksek sesle olmasa bile içten içe sorguladığınız oldu mu hiç... Para için ne kadar taviz verdiniz kendinizden?

Aileniz istemiyor diye istediği okulu okuyamayan ve tabiki bunun sonucunda da istediği işte çalışamayan yok mu aranızda? Ya da zengin değil diye sevdiğinden vazgeçen kadınlardan olabilirmisiniz acaba? Yoksa bakire değil diye sevdiği kadınla evlenmekten vazgeçen o erkeklerden birimisiniz? Belki de para için herşeyi yapanlardansınız, arkadaşını, dostunu, para, kariyer, mevki uğruna gözden çıkaranlardan...

Belki de hiçbiri değilsiniz... O zaman ne kadar şanslısınız bir bilseniz! Çünkü bu dünyada bu saydıklarımdan o kadar çok varki, adım attığınız yerde onlarla karşılaşabilirsiniz, belki açıktan açığa göremezsiniz ama biraz dikkat edin fark edeceksiniz, anlayacaksınız... İsteklerinden vazgeçenlerin gözünde hüzün vardır mutlaka ayrıca istedikleri hayatı yaşayamadıkları için mutsuzluk tabiki.

Benim testimin sonucuna göre AŞK-MANTIK-DOSTLUK-NAMUS-ÇIKAR öncelikli kavramlarımmış, gerçekten doğru diyorum ya bu test, hep aşkı ön planda tuttum bugüne kadar hayatımda, sadece aşkın mantığımın önüne geçmesine izin verdim, çok üzüldüğüm zamanlar oldu, çok incindiğim zamanlar ama çok da mutlu oldum. Hiç pişman da olmadım böyle olduğu için. Dostluk konusunda hep çok şanslı oldum, verdiğimin kat kat fazlasını aldım, aldıkça daha çok verdim ve bugün ne zaman başım sıkışsa bilirimki asla yalnız değilim. Namus için söyleyecek sözüm yok ne kendim ne de bir başkası için; çünkü bugüne kadar kimsenin namusunu, ahlak anlayışını ve değer yargılarını tartışmadım, kendiminkileri de tartışmaya açmadım. Çıkara gelince ne yazıkki onu hiç ön plana çıkaramadım, anlayacağınız hiç kafamı kullanamadım...

Peki, sizin öncelikleriniz neler hayatta? Bu beş kavram da ya da onlardan başka... Ben dönüpte baktığımda önceliklerimden memnunum, ya siz? Siz bu kadar şanslı mısınız?

6 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi