SEVGİ FREKANSI

Ne kadar çok zamanımız oldu değil mi içinde bulunduğumuz şu durumda.

Yapmak istediğimiz fakat yapmayı ötelediğimiz ne çok şeyimiz varmış meğer.


Evet üzücü bir sebepten evlerimize kapanmış olabiliriz ama bir kriz anını fırsata çevirmekte bizim elimizde.


Düzenlenmesi gereken dolaplarınız, çekmeceleriniz mi var?Okumak için aldığınız ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığınız kitap, size raftan göz mü kırpıyor? Ya da hayat telaşından çocuklarınızla dilediğiniz gibi kaliteli vakit geçiremediğinizden mi üzgündünüz? Belki de isteklerinize, önceliklerinize odaklanamıyordunuz, işte size fırsat ....


Şimdi de nereden başlayayım diye düşüneceğiniz bir sürü şey oldu yine değil mi?


Kendimizden başlayalım, biz varsak diğer her şey var çünkü, biz düzelirsek hayatımızdaki her şey de düzelir, biz sağlıklıysak sevdiklerimize faydamız olur, biz mutluysak bizi sevenler de bizimle birlikte mutlu olur?

Peki biz nasıl sağlıklı olacağız?


Bağışıklığımızı arttıracak ilaçları aldık, hijyene de önem veriyoruz, gerekli tüm dış tedbirleri de aldık peki iç tedbirleri aldık mı?


Hatırlayalım dilerseniz, hastalıklara zemin hazırlayan duygu ve düşüncelerimiz var, onların kontrolünü yaptık mı?


Çok severek takip ettiğim düşüncelerine çok önem verdiğim sayın Ünal Güner’in bu konudaki benzetmesini paylaşmak istiyorum sizlerle “demir de altın da aynı ortamda neden altın oksitlenmiyor da demir oksitleniyor”. Çünkü demirin yapısı oksitlenmeye müsait....


Vücudumuzda da hastalıkların zeminini oluşturmamak için duygu ve düşüncelerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Duygu ve düşüncelerimiz de tıpkı demirin oksitlenmesi gibi hastalıkların zeminini hazırlıyor. Her duygumuzun ve düşüncemizin karşılığı vücudumuzda istemediğimiz bir rahatsızlıkla bize geri dönüyor.


Mesela unutamadığımız çok derinlerimize gömdüğümüz yaslarımız, çaresizlik duygularımız bağışıklık sistemimizi çökertmeye zemin hazırlar. Sevgiyle ilgili incinmişliklerimiz, onay bekleme ve alamıyor oluşumuz, derin üzüntülerimiz akciğerlerimize gelen hastalıklarla sinyal verir. Öfke duygumuz karaciğer ve onun vasıtasıyla cilt hastalıklarıyla dönüş yapar bize.

Peki duygularımız ve düşüncelerimiz bizim sağlığımız için bu derece önemli ise düzeltmeye de oradan başlamamız gerekmiyor mu?


Kendimize dönüp, bizi üzen, bizi inciten, bizde kızgınlık veya öfkeye sebep olan yüklerimizden kurtularak yola devam etmenin planını yapabiliriz mesela.


Bunların hepsi bize zarar veriyor, aşağıya çekiyor, istemediğimiz hastalıklara zemin hazırlıyor. Hayatımızın temizliğinde ilk sırada yerini almalı bence.


Olumsuz ve negatif duyguların yerine olumlularını koymayı seçebiliriz. Sevgi en güçlü frekansa sahip olan iki duygudan biri...

Mesela, çocuk düşer, canı yanar ve ağlayarak annesine sarılır. Annesine sarılmasıyla aradaki sevgi enerjisiyle, duyduğu acıyı unutur ve susar, anne verdiği sevgi enerjisi ile daha da artan bir sevgi hisseder. Hele anne sevgisi ilaç gibi gelir hepimize değil mi?Sevgiyi en çok, en yoğun hissedebildiğimiz yer...


Ne kadar da güçlü bir duygu....


Frekansı en yüksek ve gerçekleştirebilme gücü en hızlı olan iki duygu. Biri korku biri sevgi... Biri hastalıklara ve zarara sebep oluyor, biri güzelliğin ve mutluluğun kapılarını açıyor.


Sevgi frekansınızı yükseltin, her şeye sevgiyle bakabilirsiniz.Bir insana, bir hayvana, bir çiçeğe her şeye emin olun bu sevginin size nasıl döndüğünü gördükçe daha da fazlasını vermek isteyeceksiniz.


Neye sevgi ile baktığımız değil bu duyguyu hissetmemiz önemli olan, çünkü hissettikçe hayatımızın diğer alanlarında da bu duygu çoğalarak bize geri gelecek, yaşayacağımız durumlar da, bize o duyguyu yaşatmak üzere gelecektir.


Büyüklerimiz bizi hep uyarmazlar mıydı “ağlama, ağlama ağlamayı getirir” diye. Evet çok da haklılar, bakın hayatımızda bir aksilik yaşamaya başlayınca, sanki diğerleri de sırada bekliyormuşçasına, ardı ardına gelir tüm aksilikler, neden? Hala aynı duyguda olduğumuz için. Biz o frekanstan, o duygudan çıkmadıkça da devam eder.


Çıkalım öyle ise olumsuz tüm duygulardan çıkalım.

Sizi üzen, inciten her şeyi serbest bırakın. Bunu yaşadığınız her ne durum olursa olsun, bakın sonucunda sizi çok daha iyi bir noktaya götürmüştür. Hiç bir şey sebepsiz olmaz, sizi üzen durumlar bile mutlaka sizi götüreceği çok daha iyi bir yer olduğu için vardır ve siz o daha iyi yere geldiğinizde dönüp teşekkür edeceksinizdir, önünüze çıkan her zorluğa, her engele, size bu zorlukları yaşatanlara... Onları yaşamasaydınız şu an olduğunuz yerde değildiniz çünkü. Bütün bunları düşünürseniz, yaşadığınız tüm olumsuzlukların misafirliğini görür, biteceğini bilir ve bittiğinde sizin için çok daha iyisi olacağının eminliği ile sevgide kalabilirsiniz.


İçinde bulunduğumuz şu durumdan sadece ben diyerek çıkamayız, fakat çıkmak için yapacağımız çalışmaya kendimizden başlayabiliriz.Hepimiz kendi alanımızı iç ve dış alanımızı temizleyip, korkunun yerine sevgi duygusunu koyarak, birlik için bütün için tüm olumlu enerjimizle karşı koyabiliriz. Hepimiz enerjiden oluşuyoruz, olumlu enerjilerimiz birleşirse olumsuz enerjilerden çok daha az hasarla kurtulabiliriz. Hepimiz kendi alanımızı temizlersek, bütünün temizlenmesi için gerekli olan tertemiz enerjiyi çok daha güzel yayabiliriz etrafımıza.


Hayatımıza davet etmediğimiz hiçbir şeyi yaşamıyoruz. Bir söz, bir düşünce, bir duygu istemediğimiz bir şeyi hayatımıza nasıl getiriyorsa onları yine aynı şekilde, sözle, düşünceyle, duyguyla dönüştürüp hayatımızdan gönderebiliriz.


İşe bunları dönüştürmeye ve temizlemeye niyet ederek başlayabiliriz. Dönüştürmek istediğimiz her olumsuz duygunun yerine olumlusunu koyalım, olumlusunu seçelim. Evren boşluğu sevmez, yerine olumlu duyguyu koymadığınız sürece olumsuzu gönderemezsiniz... Seçimlerimizle yön verdiğimiz hayatımıza, sevgiyle, sağlıkla, mutlulukla yaşamayı seçelim. Sevgi frekansında kalmayı seçelim. Hayatımıza bize sevgiyle geleni kabul edelim, biz de sevgi ile gidelim diğerlerine.


Kişisel alanlarımız ve kişisel sınırlarımız da yaşıyoruz hepimiz. Bu şartlar da hepimiz kendi alanımıza misafir kabul edemiyor ve misafir olamıyoruz.... Kendi iç dünyanız da sizin kişisel alanınız ve siz kabul etmediğiniz sürece olumsuz hiçbir şey oraya giremez... Sevgiyi alın alanınıza ve sevgiyi çoğaltın.Sevgiyle dönsün her şey size geri.


Dış dünyamıza giden yol, iç dünyamızdan başlıyor. İçimizi güzelleştirelim, iyileştirelim ki, dış dünyamız da iyi ve güzel olsun.


Sevginin çoğaldığı, sağlığın arttığı tüm güzel günlerin hepimizle olması dileğiyle sağlıcakla kalın.




250 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi