RE Frekansı



Bugün ise sizlere Reiki 1 aşamasının Reiki 2 aşamasına kadar olan sürecini biraz paylaşmak istiyorum.

Guido d'Arezzo amcamızın söylemlerine göre; nota, müzikal sesleri simgelemesi amacıyla ortaya çıkan işaretlerdir. Yani aslında, müziğin frekanslarını söyleme dönüştürüldüğü işaretlerdir.

Nota, not kelimesinden gelir ve seslere verilen işaretlerin hatırlanması amacı ile ismine ‘nota’ yani diğer bir deyişle not demişlerdir.

Peki, bu notalara verilen isimler nereden gelmiştir?

“Aziz Lohanne Battista ilahisinin ilk hecelerinin isimlerini alan Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si sistemidir.”*

“Ut queant laxis: "just as your servant" Sadece senin hizmetçilerin Resonare fibris: "may sing freely" Özgürce ilahi söyleyebilir Mira gestorum: "of the miracles" Famuli tuorum: "of your Works" İşlerinin mucizeleri hakkında… Solve poluti: "release the stains (of sin)" Günahlarının lekelerini sil Labii reatum: "from their lips" Onların dudaklarından Sancte iohannes: "Saint John" Aziz John” *

Ut DO’nun eski ismiymiş.

Gel gelelim bu açıklamalar niye?

Hayatımı hep bir müzik resitaline benzetirdim, sanki ben çalıyorum da zihnimdekiler benimle birlikte zaman zaman şarkı söylüyor, zaman zaman dans ediyor, zaman zaman da çalan şarkıdan sıkılıp gösteriyi terk ediyorlardı.

Bugüne kadar, kendimi hep müsamerelerime hazırlamış, giyinmiş, süslenmiş hatta en olmadık ‘ben’ ile sahnelere çıkıp en iyi bildiğim şeyi maskemi takarak en güzel parçalarımı çalmıştım.

Taaa ki; Reiki 1 aşamasını aldığım hocam Berrin Karakaş karşıma çıkana kadar… 4 gün süren uyumlama sonunda, “Bu ilahi planda çalışan bir sistem, kendini gözlemle” demesiyle başlamıştı serüvenim.

İlk birkaç ay, tepetaklak olmuş hatta hayatımın kavramları yer değiştirmişti. Zaman zaman öfke patlamaları yaşıyordum, genelde bu kendimle ilgili oluyordu. İnsanlara sınır koymayı bilmediğim ve dur demem gereken noktaları belirtmediğimde, önce onlara sonra ise günlerce kendime küsmeye başlıyordum.

Oysaki Berrin Hanım hep bana “Önce kendimizi seveceğiz.” der dururdu. Neydi ki bu kendini sevmek? Nasıl oluyordu? Ben insanlara nasıl sınır koyacaktım? Ya da hayatıma gelen ve giden insanları nasıl affedecektim? Sorular artıyor, artan sorular kaosa dönüşüyor, kaos ise bana artık dur ve düşünme derken Zona geçirdim.

Hasta olmayı ve öyle görünmeyi yıllardır sevmem, ben güçlüyümdür, canım gerçekten acıyana kadar ses etmem, umursamam ama Zona’nın vücuduma hızla yayılıp oturamamaya başlamam ile cildiyeciye gitmem bir oldu. Fakat Zona’nın bana sustur zihnini Ecem yeter artık demek istediğini biliyordum. Bana gelen en güzel mesajdı. Daha fazla devam edersem fiziksel acı, benim umursamaya başlayacağım derecede artacaktı.

Cildiye doktoru Uğur hoca, biraz ağır geçiriyorsun birkaç ay sürebilir, verdiklerimi sür geçecek dedi. Çıktığımda sürmem gereken merhem cildimde değildi, zihnimin RE frekansında yani özgürce şarkı/ilahi söyle kavramımda bir sıkıntı vardı. Hiç özgürleşmemiştim ki ben, yapmam gerekenler belli herkesle iyi geçin, aileni sev, çoğunluğa ayak uydur, çalış çalış… İyi de, içimde bir yerlerde kızgınlık, öfke hatta tüm duyguları karman çorman olmuş bir Ecem vardı. Reiki 1 aşamasıyla bu daha da dağılmıştı.

Doktordan çıktığımda zonama teşekkür ettim, bana verilebilecek en iyi mesajdı, kendimi toplamam için gelen fiziksel acı. Kendini sevmenin, içinde bir yerde kendine ve sisteme teslim olmak olduğunu öğrendim. Fiziksel acıyı umursamadığında, o acı geçmiyor sadece o acı var ve unutmak için başka şeylere yöneliyorsun. Aslında kendini kandırıyorsun.

İşte tam da bu noktada, bir Ecem var o Ecem’i umursamıyorum ama o Ecem hep aynı kalıyor. Oysaki Ecem’in öfke patlamaları var (insanlara karşı değil, kendine), egoları yüksek elbette iyi yaptığı şeyler de var ama Ecem kendinde bunlardan rahatsız. Bunları keşfetmem ile Zona bende sadece 20 gün kaldı ve iyileşti, ağır geçirebileceğimi söyleyen Uğur hoca bile şaşırmıştı.

İnsanın önce kendini sevmesi, aslında kendi hakkında yaptığı bir araştırma yani sorgulaması, “beni en çok bendeki ne rahatsız ediyor?” sorusu. Zaten diğer cevaplar peşi sıra geliyor, başkalarıyla ilgili soruları çözmek kolay, en önemlisi kendini çözmesi insanın.

Anladım ki, Reiki 1 aşaması yastıkların ve yorganların içlerindeki yünleri çıkartıp, önce tozu dumana katıyor. Bir sopayla vuruyor, daha sonra yıkayıp seni ısıtabilecek mis kokulu bir yastık, yorgana çeviriyor.

O yüzdendir ki, RE frekansındayım ben yani artık özgürce şarkı söyleyebilirim, sahneye çıktığımda (çevremdeki insanlarla ilişkim olarak değerlendirebiliriz) maskem yok, en rahat kıyafetlerimle hatta kendiyle baş başa kalan Ecem’in notaları müzik resitalimi zenginleştiriyor.

Önce kendi için önemli olmayı başardığı noktada insan, başkaları için önemli olduğun bir yol gösterici oluyor Reiki. Özgürleştiğin, yani RE frekansından yayın yaparsan; DO, … , Mİ, FA, SOL, LA, Sİ… Diğer frekanslar yardımına koşup, seninle bir resital gerçekleştirecekler.

Özgürce içindeki Sen’e doğru git. Korkma! Hepimiz yanlışlar yaptık, hiç birimiz mükemmel değiliz… Ve herkes de senin gibi kendini bulmaya çalışıyor, yalnız değilsin.

Egoyu, konumunu, maddeyi(parayı), hatta en önemlisi insanların düşüncelerini önemsemeden kendi içini sorgula, “Sen en çok, hangi duygun veya davranışından rahatsızsın?”. Özgürleştir kendini; Tek yapman gereken, RE frekansında kendince bir resital!

Not: Resital, tek bir sanatçının tek enstrümanla verdiği konserdir.

10 Eylül 2018 tarihi itibariyle Reiki 1. Aşama, 18 Aralık 2019 tarihi itibariyle Reiki 2. Aşama ve 17 Temmuz 2020 tarihi itibariyle de Reiki 3A aşamasını almış bulunmaktayım.




KAYNAKLAR:

https://www.guitardaily.net/blog/notalarin_isimleri_nasil_ortaya_cikti

https://onedio.com/haber/do-re-mi-nota-isimlerinin-nereden-geldigine-dair-aydinlatici-bilgiler-732672

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İBREYİ SIFIRLA

Seni senden başka kim tutabilir. İstek ve arzularını gerçekleştirmende seni ne, nasıl durdurur. İnsanın en büyük çelme takıcısı önce kendisidir. Başkasına ne hacet demiyorum tabi. Gerçek olduğunu san

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi