Mucizeler Sadece İnananları Bulur…

Not: önce videoyu başlatıp, sesini açtıktan sonra okumaya başlayın.



Karlı bir zamanda doğduğumu düşünürsek, bir kış günü hırçın kar tanelerine inat gelmişim dünyaya. Gökyüzünün yer çekimine inat, düşen her kar tanesine baktığımda ne olmaya çalıştığımı düşünürüm.


Gökyüzünden hırçınca düşen kar taneleri, yere vurduğu anda ya su olur ya da diğer kar taneleri ile bir olup, herkesin inanamayacağı kadar büyüyüp katılaşır.


Dünya’nın en güzel doğa olayıdır belki de, bembeyaz ışıklarını pislikten geçilmeyen kaldırımlara, asfaltlara vurur. Herkes elinde bir kahve ile pencereden izlemeye bayılır da, bir yerden bir yere gitmek için yola çıktığı anda söylenmeye başlar.


Oysa Ozan arkadaşlarıyla ödev yapmaktan kurtulduğu için kartopu savaşı yaparken mutludur. Yemeğini bitirip sade kahvesini eline alıp torununu izleyen Bahriye nine mutludur. Arkadaşlarıyla, kayak merkezine giden Merve’nin de keyfi yerindedir.


Ama maalesef ki, Yaşam mücadelesi verip işe giden Levent, Sevgi, Ahmet sabah arabayı kazıyacaklardır veya otobüs tıklım tıklım olacağı için otobüsü kaçırıp, işe geç kalacaklardır. Otobüs yokuşu çıkamayınca yürümek zorunda kalacaklardır. Yolda yürürken daha fazla dikkat ve emek gerekecektir elbette.


Hatta çoğu yaşam mücadelesi veren ve bunun için işe gitmek zorunda kalan insanlar olarak Ozan, Bahriye teyze ve Merve’ye özeniriz, evden çıkmadan karın en güzel halini yaşıyorlar diye.


Mucizeler de tam olarak böyledir, herkes hayatında bir mucize olsun ister, başkaları yaşadığında şaşırır hatta gıpta eder.


Mucize, kalbimizden gelen sevgiyle niyetini gerçekleştirip Allah’a teslim ettiğimiz dileklerimizdir.


Zaman durup, dünya dönmeyene kadar ve bu hayata gözlerimizi yumana kadar dilek dileyeceğiz. Dileklerimizin gerçekleşmesinden de mutlu oluruz ve buna herkesin aradığı “Mutluluk” kavramının ismini veririz. Peki, neden yaşam mücadelesine kendimizi kaptırıp, Bahriye teyzenin, Ozan’ın hatta Merve’nin penceresinden bakıp mutlu olamıyoruz?


Çünkü onlar karın ruhlarına iyi geldiklerini bilip, karın tadını çıkarmaya çalışıyorlar.

Yani Ecem, Mutluluk ruhuna iyi gelen bir şeyi yapıp, bunun tadını mı çıkarmaktır?


Evet, çünkü Mutluluk; senin mucizenin gerçekleştiği anlamına gelir.


Doğduğum günden aklım erip “fal” kelimesini öğrendiğimden beri, ellerimle kahve telvelerine şekil çizip fal bakardım. Bilmeden sadece yorumlayarak baktığım kahve fincanları ve tarot kartları insanları tanımam için en güzel fal bahanelerimdi. Fallarım için kimileri çıktığını söyler, kimileri çıkmadığını. Tek hatırladığım şey, bir dönem üniversitede oturduğumuz kafeteryaya elinde fal baktırmak için kapattıkları fincanlarla önüme gelip, tanımadığım insanların fal bakmam yönünde ısrarlarıydı.


Zaman geçti, pozitif enerji kavramıyla tanıştım. Yaşadıklarımla ilgili olumlu düşünerek, içimdeki kibiri ve egoyu yenebilirim diye düşündüm. Hayatımda hep mutlu olmayı ve herkesin aradığı mutluluk kavramını bulmak istedim.


İç mimarlıkta, mekânların insanlara verdiği hisleri, renklerin üzerimizdeki büyüsünü ve hatta geometrik şekillerin insanlara psikolojik değişiklikler gösterebileceği algı yöntemlerini öğrendiğimde. İçsel yolculuğumun başladığını fark edememiştim.

Mezun olup, işe başladığımda ve birkaç iş değiştirdikten sonra tasarım ve üretmek benim ruhuma gelen en iyi şey olduğunu öğrendim. Ailemle birlikte mobilya firmasında çalışıp, üretim yapıyorum.


Mutluydum ama bir şeyler eksikti…


Elbette hayatımın en büyük mucizesi Reiki ile tanıştım. (Varoluş Dergisi – Re Frekansı adlı yazım. )


Temmuz 2019, Berrin Karakaş (Reiki hocam) telefonda konuşurken; Ecem mutlaka Uranyen Astrolog Sevilay Eriçdem’den Astroloji dersi almalısın, tam senlik dediğinde.

Telefonda, çocukluğundan beri hayalini kurduğum ve hatta zaman zaman Astroloji karışık diyip zihnimden düşüncelerini savurduğum bir dilekti.


Telefonu kapatıp hemen, araştırmalara koyuldum ve Eylül-Ekim ayında başlayacak olan bir program olduğunu öğrenip rakamları da öğrendiğimde sessizce teşekkür edip, telefonu kapatmıştım.


Tüm heyecanımla Berrin Hanım’ı geri arayıp, “Şuandan itibaren niyet ediyorum, Sevilay Eriçdem’den Astroloji eğitimi almaya, ne zaman ve nasıl olacağının bir önemi yok. Allah’ım sana teslim ediyorum.” deyip yaşam mücadeleme geri döndüm.


Annem ’in deyişiyle, şişko ve kısa Şubat ayı bana önce Işıkla Yolculuğu tekrar hayata geçirme fırsatı vermişti, 1 ay önce de bunun niyetini yapmıştım. 8 Şubat’ta bir arkadaşımın dürtüp, ya Ecem sen bilirsin ben Astroloji eğitimi almak istiyorum demesiyle, jetonlar düşmüş ama araştırma yapmamıştım.


19 Şubat günü, aklıma düşen sorulara cevap bulmak amacıyla hatta en ümitsiz halimle eğitim almak için aradığım telefonda enerjik bir ses belirdi. Aycan Pişkiner hocam Ocak bir sınıf açıldı, ilk 3 dersi işledik ve bugün dördüncüsünü işleyeceğiz. Bugünkü dersimize Sevilay Eriçdem hocamız katılacak dediğinde gözlerimden mucizemin gerçekleştiğine inanamadığım bir damla yaş aktı.


Şimdi sorarım sizlere bu mucize değil de nedir?


“Mucize, kalbimizden gelen sevgiyle niyetini gerçekleştirip Allah’a teslim ettiğimiz dileklerimizdir.”


Şimdi yaşam mücadelesi verirken, kendine küserken, etrafına küsersen karın keyfini süremez sadece keyfini sürenlere özenerek yaşarsın.


Unutma: “Mucizeler sadece inananları bulur”


Berrin Karakaş, Aycan Pişkiner ve Sevilay Eriçdem ile hayat yollarımızın kesişmesi bir mucize. Bir gün mutluluğun kalbimi açarak niyet ettiklerimden geçeceğini bilseydim, niyet etmekten hiç vazgeçmezdim.


Kar ile ilgili bir bakış açısı da hepimizin belki birkaç kere izlediği bir film repliğinden gelsin.

"Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen, öldüğünün farkında değilsin." Issız Adam

Sevilay Eriçdem, Aycan Pişkiner ve Berrin Karakaş'a sevgi ve saygılarımla...


Bir sonraki yazımda buluşmak üzere...

Işıkla kalın...

Nejla Ecem

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi