Miss Marple da gönlümü fethetti!



Biraz gecikmeli de olsa söz verdiğim Agatha Christie: Miss Jane Marple yazımla karşınızdayım sevgili okuyan. Neden bahsettiğimi bilmiyor da olabilirsin tabi ama bunun için bir önceki sevimli dedektifim meşhur Belçikalı Hercule Poirot ile ilgili yazımı okuyabilirsin eğer istersen.


Agatha hayranlığım çoğu kişinin malumudur ve yazarın okumadığım kitabı yok denecek kadar azdır. Hatta eski yayınlananları da e-kitap şeklinde bulup okurum. İtiraf ediyorum ki Miss Marple, Poirot kadar sevdiğim bir karakter değil ya da değildi diziyi izleyene kadar. Çünkü çok öyle yaşlı teyze seven biri değilim ama serde Agatha Christie hayranlığı olduğundan bu yaşlı hatunun olduğu kitapları da okuyoruz tabii ki.

Biliyorsunuz Poirot’ un diziye çekilmiş halini bulduğumda yemedim içmedim izlemeye başladım, çok geceler izlerken uyuya kaldım. Ama sonunda 13 sezonu tamamladım ve bir çırpıda okuduğum birçok kitabı hayalimde olduğu şekilde gördüm ki benim için tarif edilemez mutluluk. Poirot biter bitmez hemen Jane Marple maceralarım başladı.

6 sezonluk bir dizi “Agatha Christie's Marple”. IMDB puanı 7.8 ve her sezonda yaklaşık 4 bölüm var. Aslında dizi ile ilgili ilginç bir şey var ki, Miss Marple’in olmadığı kitaplar dizileştirilebilmek için Miss Marple etrafında değiştirilmiş. Yani kadın aslında kitapta yok ama dizi de var. Kötü mü olmuş hayır. Kitabı okumayan biri iseniz anlamazsınız hatta. Ama birçok kitabı bilen ben bile yadırgamadım. Senaryolaştırma güzel olmuş anlayacağınız.

Agatha Christie’ nin amatör kadın dedektifi denebilir Miss Marple için. Onunda Hercule Poirot gibi en büyük artısı insanları gözlemlemek. Bu gözlemlerin sonucuna yaşadığı küçük İngiliz kasabasında (St. Mary Mead) yaşanan olayları da ekleyince cinayetleri yada olayları oldukça uygun bir şekilde çözüyor Miss Marple.

Bir kere yani her şeyden önce hala öyle midir bilmesem de İngiliz kasabaları çok güzel, hatta o kadar güzel ki büyük şehir de neden yaşar ki insan diye sormadan edemiyorsunuz. Her yer yemyeşil bir kere. Dağın yamacındasın. Dereler, göller. Evlerden hiç bahsetmiyorum bile. Dizi de gördüğüm tüm evler bir harikaydı. Kasabadaki küçük bahçeli evlerden biri Miss Marple’ in evi. İki katlı, kutu gibi, şömineli, bahçeli. Tam hayal ettiğim gibi. Kışın şöminenin önünde örgü örüp, sıcak kakao içip, radyo dinliyor yaşlı teyzemiz. Baharda ise bahçesindeki çeşit çeşit çiçekleri seviyor. Kendisi de tonton yaşlı bir hanım aslında ama gözünden hiçbir şey kaçmıyor. Her şeyi en küçük mimikleri bile hemen yakalıyor ve olayları bunun sayesinde çözüyor. İyi bir olay birleştirme yeteneği var aslında. Elinde çantası, sırtında örgü hırkası ile kimi zaman oradan oraya geziyor ve her gittiği yerde bir olay, bir cinayet mutlaka oluyor. Ya "çok ünlü" yazar Raymond West sayesinde tatile gidiyor orada bir olay oluyor ya da misafirliğe bir köşke gidiyor orada bir cinayet oluyor ve çözüveriyor tatlı teyzemiz.

Toplam 12 roman ve 8 öyküde yer alan bu amatör dedektif oldukça sempatik ama bir o kadar da antipatik aslında. Zaman içerisinde seviyorsunuz. Ben sevdim yani. İzlerken çok keyif aldım. Bambaşka dünyalara gittim.

Bu arada dizide Miss Marple’ a iki farklı oyuncu hayat veriyor. İlk üç sezon, Geraldine McEwan, ikinci üç sezonda Julia McKenzie oynuyor. Ben her ikisini de sevdim. İkisi de bana sevimli ve role uygun geldi.

Eğer sizde benim gibi Agatha Christie hayranı iseniz zaten söylememe bile gerek yok, mutlaka izleyin. Pişman olmazsınız.

IMDB Linki: https://www.imdb.com/title/tt1734537/

İzlemek isteyenler için: https://sezonlukdizi.vip/bolumler/agatha-christie-s-marple.html






1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi