Less is More...


Yani “AZ ÇOKTUR” sevgili okuyan. Minimalizm denilen akımın felsefesi… Minimalist yaşam tarzının odak noktası.


Derin anlamlar içerdiği bir gerçek, üzerine eminim ki yazılan birçok yazı, kitap ve söylenen söz vardır. Oturup iyice araştırmak lazım ki ben bunu yapacağım. Ama şimdi neden bu konudayız diye merak ediyorsanız sizinle paylaşmadığım yeni yıl isteklerimden biri olur kendisi. Yani minimalist bir düzene geçmek. Sebebi ise yorgun oluşum…


Yorgunum kalabalıklardan. Hayatımda her şey çok fazlaymış gibi geliyor bana. Eşyalar, kıyafetler, insanlar, düşünceler… Her şey fazla, her şey çok, her şey üstüme geliyor ve ben altında eziliyor, nefes alamıyor, boğuluyorum bazen. Hani böyle kendini kapana kısılmış gibi hissedersin ya hah tam da öyle bir şey işte. Azaltmak lazım, azalmak lazım… Belki çoğalırım böylece. Üzerinde derinlemesine düşündüğüm bir şey değil aslında sadece hissediyorum. Çok fazla her şey ve ben bu fazlalıkla eksiliyorum. Özlediğim bir şey var diyorum kendi kendime sonra anlıyorum ki işte bu, minimalistlik yani az olmak. Ama öyle kolay bir şey de değil hani. Korkutucu alıştıklarından vazgeçmek. Azalmak yerine eksilmek korkusu. Bağımlılıklarından kopmanın korkusu belki de. Sahip olduklarını azaltırken kendinin eksilmeyeceğine iyice inanman, anlaman, benimsemen gerekiyor bu korkuyla baş edebilmek için. Bir nevi kendinle, iradenle savaş çünkü sonunda çok rahatlayabilirsin de, pişman da olabilirsin vazgeçtiklerin yüzünden. İşte ben tam da bu savaş aşamasındayım, yavaş yavaş azaltmalıyım kendimden eksiltmeden, bunu başarırsam çoğalacağıma inanmalıyım. Fazlalıklarımdan kurtulmalıyım, eksilmeden çoğalarak…

45 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi