Köpek = Eğitim

Hepimiz köpeklerimize bir şeyler öğretmek isteriz. Ama nasıl öğreteceğimizi, nereden başlayacağımızı bilemeyiz değil mi?

Hemen Google amcaya başvurumuzu yapıp, doğru eğitimi bulmaya çalışırız :)

Sonuçta amacımız; onun doğruyu, doğru ellerden öğrenmesi...


Köpeğin ırkı ne olursa olsun, öğrenmeye açık bir canlıdır. Tabi ki, eğitime kapalı köpekler de var ama genel olarak köpekler, öğrendikçe mutlu olan canlılardır. Yani burada ırkına bakarak ayrım yapmamak lazım. Örneğin; "Ya bu sokak köpeği! Bu ne öğrenebilir ki?" demek yerine, üzerinde azıcık sabır ve çaba gösterirsek görün bakalım neler oluyor? :)

Ama ne yazık ki her köpek sahibi, köpeğine doğru yöntemle eğitim veremeyebiliyor. Sağdan soldan kulaktan dolma bilgiler, etkin olmayan kişilerin uyguladığı yöntemler, deneme, yanılmalar derken, köpeğin o kadar kafası karışıyor ki, ne yapacağını bilemez hale geliyor en sonunda.


Olması gereken ne peki? Olması gereken, aslında köpek daha eve gelir gelmez eğitime başlanılması. Olması gereken; köpeği, sahibin eğitmesi. Yani aslında sahibin eğitilmesi!


Burada bilindik en büyük yanlış şu: Birçok köpek sahibi; “Gönderelim bir çiftliğe, eğitim alıp gelsin” mantığında yaklaşır duruma. Ancak köpekler en etkin olarak sahipten eğitim alabilirler. Çünkü köpek yaşadığı yerden ayrılıp başka bir yere eğitime gittiğinde, ilk yaşadığı duygu terk edilmişlik olacaktır. Birkaç günde duruma uyum sağlayacaktır tabi ki ama, sahip tarafından dakika bir - gol bir, güvensizlik oluşacaktır.

Sonrasında ise, eğitim sonu eve döndüğünde belli bir müddet sonra eğitimde öğrendiklerini yapmamaya başlayacaktır. Çünkü; o çalışmaları, köpek sadece orada yaptı ve yanında sahip yoktu. O bağ sahip ile değil, eğitmen ile oluştu!


Köpeklerin eğitimi, işte bu yüzden sahip ile olmalıdır ki; hem aralarındaki bağ gelişsin, hem de doğruyu tek seferde, tek elden öğrenmiş olsun diye.

Eğitim merkezlerinde öğrenme hızlı gerçekleşir evet, ama sahip orada olmadığı için, köpek eve döndüğünde sahip bocalamaya başlar.

Örneğin; tüm komutlara hakimdir, ama eve gelen misafirlerin üzerine atlamaya ya da masadan yemek yiyip, insanları rahatsız etmeye devam ediyordur..

Bu noktada da sahibin dilindeki söz şu olur: “Ya bunu eğitime de gönderdik, onca para döktük, ama yine aynı! Bu köpek daha da olmaz!”


Aslında köpek değil, siz olmadınız. O yüzden köpek bu davranışları devam ettiriyor. Eğitimi siz almış olsa idiniz, zaten köpeği yönetebilir pozisyonda olacaktınız :) Burada olması gereken sizsiniz.. Olması gereken şey; birlikte pişmeniz...

Çünkü köpekler fırsatçı canlılardır. Açık bulduğu her anı, her boşluğu değerlendirmeye meyillidir köpekler.

Peki köpekle beraber eğitim almak nasıl oluyor?


Eğitim öncelikle köpeğin yaşadığı yerde sahiple olmalıdır diyoruz ya hep, eğitmenin sahibin evine gelerek, bizzat sahibe ve köpeğe öğretimi gerçekleştirmesidir işte.

Eğitmen gelir, sahibe ve köpeğe neyin nasıl olması gerektiğini öğretir, uygulama-pratik yaptırır ve bu şekilde köpek ve sahip arasında köprü görevi görmüş olur aslında.


Eğitmen köpeğe ve sahibe aslında sadece rehberlik eder.

Sahip, köpeği ile doğruyu, yanlışı bizzat deneyimleyerek öğrenir. Ve böylece yıkılmaz bağın temelleri atılmış olur eğitimle..

Eğitimle köpek-sahip arasında muazzam bir bağ oluşur. Köpekle göz teması kurmakla başlar her şey... Sonrası zaten çorap söküğü :)


Köpek, sahibini anlamaya başlar, sahip de köpeğini...

Kimi insanlardan duyuyorum, “Ben eğitime karşıyım, köpekleri bu kadar çalıştırmaya ne gerek var?” diye.

Eğitim demek; otur, yat, gel, git demek değildir. Eğitim; iletişimin yapı taşıdır.


Bizler de ilk eğitimi annemizden babamızdan almadık mı? Hatırlayın bir!

İlk "anne - baba" demeyi bize kim öğretti?

Biz de ilk eğitimi, ebeveynlerimizden almaya başladık değil mi? İlk öğrendiğimiz şey konuşmak oldu mesela...

İşte bu yüzden eğitim çok önemli. Sahiple köpeğin iletişimini en doğru şekilde sağlayarak, güçlü bir bağ oluşturmak için.


Pek çok köpek sahibi, eğitim evreleri zor geldiği için, köpeklerinden ya da bahsettiğim bu eğitimden vazgeçmekte. Halbuki biraz uğraşılsa, üzerine düşülse neler olacak neler...


“Bu köpek olmuyor!!!”


Köpeğin değil, sizin olmanız gerekiyor! Değişime önce kendinizden başlamanız lazım... Görün bakın, siz değiştikçe, köpeğiniz de değişecek.


Davranışla örnek verelim. Mesela çok sinirlisiniz, sağa sola tekme atıp, bağırıp çağırıyorsunuz, ya da huzursuzsunuz. Köpeğinizdeki değişimi izleyin. Onda da aynı huzursuzluk, anlamsız hareketler, sebepsiz hareketlilik, sizi daha da çıldırtmaya çalışırmış gibi davranışta bulunurlar değil mi?

Yine davranışla örnek verelim; sakin, ılımlı ve mutlu olduğunuzda, köpeğiniz de de aynı senkronize hareketleri görürsünüz.

Siz enerjiniz ile, ona aslında kendinizi yansıtırsınız. Köpeğiniz sizin aynanız! Köpeğinizde gördüğünüz, o an aslında sizin silüetiniz!

O halde neden, kendimizi eğitimle aydınlatmak yerine, köpeğimizi gönderip sadece onun eğitim almasını sağlayalım ki?


Köpekler doğru ve pozitif eğitim sağlandığında, sahiple mükemmel uyum sağlarlar. Bu şekilde olursa eğitim, işte o zaman köpek komutu yerine getirmek için değil de, gerçekten sahibini mutlu etmek için söylenileni yaparlar.

Amacımız zaten komut delisi bir köpek yetiştirmek değil ki! Amacımız show köpeği yetiştirmek de değil!..

Bizim amacımız; köpeklerimiz bizimle beraber uyumlu yaşamayı öğrensin, hepsi bu...

İşte bütün bunları öğrenebilmesi için eğitim şart. Çünkü karşımızdaki bizden çok farklı bir tür. Onlar köpekçeden anlıyor, biz insanca konuşmaktan...


Köpekle beraber alınan eğitimle ortak bir dil oluşturulur, iki taraf da birbirinin dilinden anlar hale gelir ve vaktinde alınan eğitimle de, davranış problemleri olmadan engellenmiş olur.

Vakit kaybetmeden alınan eğitim, birlikte daha fazla mutlu ve kıymetli anlar yaşamanız demektir.

İşte bu yüzden köpeklerinizden vazgeçmeyin, eğitim alıp mutlu anlarınızı artırın diyorum :)


Dostlarınızla eğitim - öğretimin bol olması dileği ile...

Sevgilerimle,

Pozitif Köpek Eğitmeni

Derya Özdemir

237 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
1/12

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi