Kitap önerisi: Unutkan Aşk


Merhaba sevgili okuyan,

Bu ay yeni bir kitap önerisi ile sizlerle beraberim.


Yıllar önce nedenini bilmediğim bir ön yargı ile bir kitabını alıp okuduğum (Aurora’ nın İncileri), okurken içten ve yalın anlatımıyla yazımına bayıldığım, sonrasında tüm kitaplarını kütüphaneme eklediğim sevgili Nermin Bezmen’ in son kitabı "UNUTKAN AŞK" sizlere bu ay ki kitap tavsiyemdir.


Birbirini geç de olsa bulan, ikinci baharlarını yaşayan başarılı yazar Maya ile tiyatro sanatçısı Atlas’ ın sevgi ile kurdukları güzel yaşama sinsice çöken Alzheimer hastalığını ele alan roman, hastalığın teşhisi ile başlıyor ve yaşanılan süreçte okuyanı; unutma/hatırlatma, anılar, kimlikler, geçmiş, bugün üzerinden ilerleyerek düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor.


Kendi annesinin de Alzheimer’ a yakalanması dolayısıyla deneyimlerini de bu romanla okuyana aktaran yazarın kurduğu romansı dünya bazen biraz fazla zorlama gelebiliyor okurken dürüstçe söylemek gerekirse. Belki de her şey mükemmelmiş gibi gözükürken aslında hiçbir şeyin mükemmel olmadığına dair bir bakış açıcısı olabilir bu roman.


Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey ise; hayatlarımızda zaman zaman yaşadığımız zor durumları, canımızı yakan acıları arkamızda bırakırken çok kere “keşke unutabilsem bu yaşadıklarımı” deriz hani; ya gerçekten istemsizce unutursak, hatta acıların yanında mutlulukları da unutmak zorunda kalırsak?


Sorunun cevabı romanda sevgili okuyan… Keyifli okumalar…


Arka Kapaktan…

*Lütfen bana kendini unutturma!*

Zeki, hayatı bütün renkleriyle, en derin duygularıyla yaşayan, yaratıcı, sevgi dolu, âşık bir kadın, başarılı bir yazar: Maya; yirmi senedir ikinci baharını paylaştığı, ona hayran, âşık, duygusal, notalarla, repliklerle haşır neşir bir erkek, gözde bir sanatçı: Atlas; çocuklarıyla beraber sevginin pekiştirildiği mutlu bir aile ve aniden hayatlarına inen, dünyalarını çökerten bir illet… hastayı ölmeden defalarca öldüren, kimliğini yok eden, eşi yaşıyorken dul bırakan, tedavisiz, umutsuz hastalık: Alzheimer.

Maya kocasının yanağını okşadı,

*Lütfen bu dediklerimi unutma. Benden, benimle olan kendinden kaçmak isteyeceğin günler olursa, tereddüt etmeden uzaklaş... Ama çok uzun değil. Geri dön tekrar. Ben hatırlamasam bile dön.*

*Aşkım, sen her şeyimsin benim. Kalacağım, gideceğim, döneceğim… her yer senin olduğun yer. Sen, yuvamsın benim.*

Sevdiği kadının kendisini bir gün hiç hatırlamayacağını, bütün bu sevişmeleri, öpüşmeleri, kucaklaşmaları unutacağını düşünmek Atlas’ın içini acıtıyordu... Ona hasret kalacağı günlerin acısını çıkarmak ister gibi sarıldı karısının bedenine. İkisi de ne zaman gerçekleşeceğini bilemedikleri o meşum gelecekle ilgili birbirlerine şimdiden duydukları hasretle, inişli çıkışlı bir ruh haline girmişti. Bedenleri sevgiyle, ihtirasla, tutku ve şefkatle, mutluluk ve hüzünle sevişiyordu.

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi