KESİŞEN HAYATLAR

Yaşam yolculuğumuza başladığımız andan itibaren, gözümüzü açtığımızda ilk olarak gördüğümüz ailemizden tutun da bu yolculuk içerisinde karşılaştığımız hiç kimse ve hiç bir durum hayatımızda tesadüfen karşımıza çıkmaz.


Öyle muhteşem kurulmuş bir sistemin içerisinde yer alıyoruz ki; dikkatlice baktığımızda sistemin işleyiş ve ilerleyiş şekline hayran olmamak mümkün değil.


Hayata başlarken hiç birimizin şartları bir diğerinin hayat şartları ile aynı değildir.Çünkü hiç birimizin bu hayatta deneyimlemesi gerekenle,bir diğerininki aynı değildir.


Şanssızlık olarak adlandırılan bazı durumlar bile geniş bir çerçeveden baktığımızda aslında ne kadar büyük bir şans olduğunu görebiliriz.

Bizim gitmemiz gereken yere gitmemiz için, olmamız gereken kişi olabilmemiz için, bize hizmet eden bir durumun içerisinde olduğumuzu fark edebiliriz. Bunu, durumu yaşarken fark edemesek bile, geldiğimiz noktadan geriye dönüp baktığımızda çok daha net görebiliriz.


Maddi veya manevi eksikliğin içerisinde dünyaya gelmiş bir kişinin hayata tutunma çabasıyla, maddi veya manevi bolluğun içerisinde dünyaya gelen bir kişinin hayata tutunma çabası, tabii ki de aynı değildir. Eğer bir şeyin eksikliği veya zorluğu varsa hayatınızda, o eksikliğin veya zorluğun sizi bir yere götürmek için olduğunu fark edip, eyleme geçme yönünde hareket etmeniz gerekmektedir.


Hayatımızdaki engeller ve olumsuzluklar kendimize acımamız, kendimizi çaresiz hissedip, içinde bulunduğumuz durumlardan; hem şikayet edip hemde hiç bir eylem yapmamamız anlamına gelmiyor.


Öncelikle şunu bilelim;hiç kimse çaresiz değildir.


Bulunduğunuz şart ve durum ne olursa olsun mutlaka bir çıkış yolu vardır.Eğer kendimizi mutsuz hissediyor bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmıyorsak; şikayet etmeye de hakkımız yoktur. Bizi mutsuz eden durum içerisinde kalmaya devam ediyor olmamız, o durumun bizi bir şekilde besliyor olduğunu gösterir.


Nasıl mı besleniyor olabiliriz?

Mesela çaresiz olduğumuzdan yakınıp sürekli kendimizi kurbanmış gibi görüp üzülerek bu duyguyla besleniyor olabilir miyiz?

Daha da ileri gideyim; çevremizdekilere hem durumumuzun çaresizliğinden bahsederek,

hem de onların da gerçekten bizim çaresizliğimizi onaylamasını bekleyerek; böylece olduğumuz yerde eylemsiz bir şekilde kalıp yorulmamak işimize geliyor olabilir mi?

Mücadele yok, yorulmak yok, eylem hiç yok ...

O zaman durumundan da şikayet etmek yok.Çünkü şikayetin asılsız, sen halinden memnunsun, gerçekten memnun olmasan o durumun içerisinde kalmazsın zaten.

Memnun olmasan eyleme geçersin ve de sen eyleme geçince sistem tarafından sana çözüm olacak seçenekler önüne serilecektir emin ol.


Eyleme geçerek sistemin çarkını döndürmeye bir başla, o çarkın dişlilerinin birbirinin hareketiyle nasılda uyumlu ilerlediğine sen bile inanamayacaksın.


Çaresizlik hissi seni ateşleyen; eyleme, harekete geçmen için seni tetikleyen ve de seni asıl olman gereken noktaya götürebilmek içindir. İçinde bulunduğun bu durumu, bu hissi boşuna yaşamıyorsun. Yapman gereken bir hamle, atman gereken bir adım var ve sen konfor alanından çıkmak istemediğin ve bir türlü eyleme geçmediğin için durumlar, olaylar veya kişiler seni eyleme geçirmek üzere çalışıyorlar.


Diyelim ki imkanların kısıtlı olduğu bir yerde dünyaya geldiniz. İmkanların daha gelişmiş olduğu bir yerde çok daha güzel bir hayatta olmak istiyorsunuz. Bulunduğunuz yerden çıkabilmek için çıkış yollarını sistem sizin önünüze getirecektir.


Nedir bu seçenekler; mesela, eğitim hayatınıza ağırlık verip, çok daha azimle çalışarak seçeceğiniz iyi bir meslek sizin oradan çıkış biletiniz demektir, ki küçük yerlerde yaşayan insanların büyük şehirlerde yaşayan insanlara göre eğitim ve meslek seçimi konusunda çok daha azimli olduklarına hepimiz şahit oluyoruz. Eğitim ve meslek seçimi bizim çıkış biletimiz iken; biz bunu kullanmak istemeyip, kolay olana kaçıyor, rahatımız bozulmasın, yorulmayayım diyorsak olduğumuz yerde kalırız. Çıkış biletimiz varken bunu görmemek veya kullanmıyor olmak bizim seçimimizdir.Şartlarımızın zorluğu, istediğimiz gibi olmayışı bizim eyleme geçip kendimizi geliştirmemiz için vardır aslında.

Hadi biraz çabala diyordur, çabala ki istediğin hayatın kapıları açılsın sana...


Zorluklar veya eksikliklerin üzülecek veya acınacak durumlar olduğunu düşünmüyorum. Tam tersi daha yükseğe çıkabilmek için verilmiş fırsatlar olduğunu düşünüyorum.


Kendisi için hayatı kolaylaştıran bir aileye sahip olan bir çocukla, bunu kendine sağlayacak bir aileye sahip olmayan bir çocuk, aynı şekilde mi bakar hayata? Tabii ki hayır...


Peki arkasında güveneceği bir aileye sahip olmayan bir çocuğa şanssız dememiz ne kadar doğru?


Bakış açımızı biraz geniş perspektiften alalım dilerseniz. Sahip olamadığı rahatlığı elde etmek için çok daha fazla çabalaması gerekecektir bu bir gerçek. Bir çocuğun yaşaması gereken çocukluğu da yaşayamayacaktır. Arkadaşları ailelerinin verdiği para ile eğlenirken, o kendi parasını kendi kazanarak yaşamak durumunda kalacaktır. Peki şans bunun neresinde, düpedüz şanssızlık işte bu diyorsanız, bir de şöyle bakalım o zaman. Kendi parasını kendi kazanarak yaşama tutunmak zorunda kalan bir çocuk hayata bir sıfır eksik değil, bir sıfır önden başlamıştır. Evet yaşaması gereken çocukluğu yaşayamamış fakat yetişkinliğini çok daha erken olgunlaşmanın verdiği sağlamlıkla yaşayacaktır. Yaşayamamış olduğu çocukluğu, belki kendi çocuklarının hayatlarına sağlayacağı desteğe sebep olacaktır. Belki boşanmış bir anne babanın çocuğudur ve kendi ailesindeki olumsuz olarak gördüğü durumlar, ileride kuracağı ailenin daha sağlam olması için çabalamasına neden olacaktır. Bilemeyiz, o çocuğu şimdiki durumuna göre şanssız olarak adlandırırken, şu an yaşadığı olumsuzlukların ileride ona kazanç sağlayacak asıl durumlar olup olmadığını bilemeyiz.


İçinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun, karşımıza çıkan kişiler kim olursa olsun; bizi olmamız gereken yere taşımak için karşımıza çıkıyorlar. Biz de aynı şekilde ve aynı amaçla başkalarının hayatlarında oluyoruz. Bize yaşatılan durum gibi bizim de başkalarına yaşattığımız durum olması gerektiği için oluyor. Kişilerin bizlere yaşattığı durumlara takılı kalmamamız gerekiyor, çünkü o kişi değil de bir başka kişi olsaydı da bizim yaşamamız gereken durum değişmeyecekti. Biz yine aynı şeyi yaşıyor olacaktık. Çünkü hayat deneyimimiz ne ise onu yaşıyoruz. Deneyimliyor, olduğumuz hayatın içerisinde karşılaşmış ve birbirimizin hayatına olması gereken dokunuşu yapıyor olmamız, sistemin nasıl muhteşem bir plan üzerinde hareket ediyor oluşunun göstergesinden başka bir şey değil.


Siz bir durumun içerisindesiniz ve bir şekilde hayatınızda yapmanız gereken bir eylem var diyelim ve bunun için size bir elin uzanması ve yardım etmesi gerekiyor; size bu eylemi yaptıracak kişi de kendi hayat deneyiminde, bu eylemi yaptırmak şeklinde ise görevi, sizin hayatınızla kesişiyor onun da hayat yolu. O kişi eylemi yaptırmak için bir zemin oluştururken siz de o eylemi yapıp yapmamak arasındaki seçim hakkınızı kullanmış oluyorsunuz. Sizin yapmanız gereken eylem için kolaylık sağlamak amacıyla gelen kişinin, bunu yapış şekline değil, sizi taşımak istediği noktaya odaklanmalısınız. Çünkü bize kolaylık sağlayarak olduğu gibi, bize çok zorluklar yaşatıp, acılarla da olmamız gereken yere taşıyor olabilir.


Her ne durum içerisinde olursanız olun, olayların, durumların veya kişilerin sizi götüreceği, olmanız gereken yere gidebilmek için seçimlerinize dikkat edin, orası gerçekten olmanız gereken yer mi? Hayatınızın direksiyonunda siz varsınız ve seçimleriniz doğrultusunda ilerliyorsunuz ve seçimleriniz doğrultusunda şekillendiriyorsunuz yaşamınızı. Sizi memnun etmeyen hiç bir durumun içerisinde kalmak zorunda değilsiniz. Unutmayın eyleme geçtiğiniz ilk hamlede; sistemin çarkı sizin isteğiniz doğrultusunda dönmeye başlayacaktır.


Bu hayat bizim hayatımız, kendi hayat yolumuzda ilerlerken, hayat yolumuzun kesiştiği insanların hayatımızdaki görevini çok iyi algılamalıyız. Bizim hayatımızdaki görevleri ne?Olmamız gereken yere bizi taşırken, seçimlerimiz bize aittir ve de seçimlerimizin sonucunda da onlar hayatımızdaki görevi bittiği için hayatımızdan gitseler bile seçimlerimizin sonucunu yaşayacak olan biziz.


Sevgiyle kalın...







1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi