KELEBEK VE FIRTINA

Bir kadın…


Her sabah tazecik, göz değmemiş ışıkları düşüyor yüzüne güneşin…

Islak bir meltem rüzgârı temizliyor ruhunu.


Kuş cıvıltılarının yüzüne kondurduğu tebessümlerde

açıyor çiçekler yeniden.

Dokunuyor bir meleğin kanatları omuzlarına,

Asi bir nehir gibi dalgalanan saçlarının kokusunda.


Konuşuyor kadın, yarınlar kadar gizemli, yalnızlıklar kadar sakin, umutlar kadar aydınlık ve anne kucağı gibi sıcacık…


Her ayak basışında dünyaya, bir bulut daha havalanıyor

ve gök doluyor gönlünden içeri.


O kadın ki gökyüzünü doldurmuşken içine, deli dolu

sevdalar yaşıyor bu kelebek ömründe.

Bir papatyanın masumluğunda sunuyor sevgisini ama

sanki bir kavganın ortasındaymış kadar da coşkulu.



Kimi zaman tersine dönüyor rüzgâr, kırıyor dallarını,

alıyor elinden baharlarını.


Sabah güneşinin parlaklığı yerine yağmur bulutlarının

gölgesi düşüyor avuçlarına.


Yanında tatlı bir serinlik, yağmur sonrası bir taç gibi

üzerinde gökkuşağı ve hayata yeniden başlamanın tazeliği

kalıyor...



Bir adam,


Akşamdan kalma sarhoşlukların etkisinde

daha da sıkı kapatıyor perdelerini.

Hiç ısınmayan buz gibi yatağında tüketiyor hayatını.


Kalabalık yalnızlıkları var adamın; sahte gülüşleri,

çıkarcı sevişleri…


Konuşabildiği eski bir battaniye ve sönmüş izmaritler

bile daimi değil onun hayatında.

Parmak uçları sertleşmiş dokunamamaktan başka

hayatlara.


Sivri kayalarla, yokuş yollarla çevrelenmiş tüm sevgi

hücreleri.


Karanlıkta derin dalgalar yaratarak karışmaya çalışıyor hayatın içine, mutluluk maskesini takıp yüzüne.


Herkesten saklıyor kendine dahi söylemekten korktuğu umutsuzluklarını, sevgi arayışlarını.



Yolları kesişiyor bir sahil kıyısında yahut bir barda

adam ile kadının.



Kadın;


Tohumlar serpiyor, aralıyor perdelerini.

Bir nefes mutluluk dolduruyor, çocuk sevinçleri saklıyor koynuna…



Adam;


Yüzünde çizgiler oluşturuyor, baharlarını üşütüyor,

hatıralarını lekelendirip hüzün konduruyor gözbebeklerine…



Bir müzik tılsımında sıyrılıyor sonra hayatları birbirinden.

Tamamlanmamış bir hikâye misali boş kalıyor diğer

sayfalar.



Ve en sonunda

Kadın yol alıyor,

Adam yolda kalıyor…




https://youtu.be/ZvlnOwo3P7k

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi