KADIN

Hemcinslerimden dinlediklerimden, şahit olduklarımdan yola çıkarak ve tabii en önde bayrak tutarak yazıyorum bu satırları...

Biz kadınlar yaşam yolumuzda en az bir kere şiddet görüyoruz. Bu şiddetin psikolojik ya da fiziksel olması şiddetin yarattığı hissi hafifletmiyor. Şiddet şiddettir.

Görsel 1

https://www.heysigmund.com/5-things-need-know-domestic-abuse/


Ruhta bıraktığı iz, fiziksel olarak bıraktığı izden çok daha ağırdır. Aldığınız görünmez ama ağır ruh yarasını sarıp, sarmalayıp iyileştirme durumumuz imkansızdır. Hissedilen ruhsal sızı hafifletilir ama silinmez! Travmaya dönüşür ve gitmemek üzere an olarak hatırda kalır. Biz kadın olarak kendimizi neden bu duruma düşürüyoruz, bunları neden yaşıyoruz, bu şekilde bize muamele edilmesine neden izin veriyoruz diye uzun süredir düşünüyorum. Biraz karıştırıp, derine indiğimde, altından:

sevgisiz büyümek,

gerçek sevginin ne olduğunu bilmemek,

yanlış rol model ilişkileri örnek almak,

geleneksel yapıdan kaynaklı öğrenilmişlikler,

sabır etmeyle - katlanma arasında ki farkı ayıramama,

maddi kaygımız, çalışmıyor olmamız çıktı.


Şiddet ve mobbing ile ilgili nasıl bu kadar kesin yazabiliyorum derseniz ben de o kadınlardan biriyim. Bir çok defa taciz, psikolojik şiddet görmüş ve fiziksel şiddete maruz kalmış şehirli bir kadınım. Var olma yolculuğumda çok defa kendimi savunmak, korumak zorunda kalmış, korkmuş bir kadın.


Bu süreçleri bertaraf etmek ve daha fazla yaşamamak için neler yaptığıma gelirsem; Hızlı harekete geçmem, içinde bulunduğum can sıkıcı durumu anlayıp, doğru zamanda müdahale edip, kendimi korumaya almamdır. Hiç bir acıya, şiddete uzun süre katlanmadım, sineye çekmedim. Küçük bir kız çocuğu iken bile bu böyleydi. Aile içinde dahi bana yaşatılan ve haksız gördüğüm her şeye baş kaldırdım, direnç gösterdim. Annemle babama sorsanız size uzun uzun anlatırlar onlara göre asi, kendime göre ise hakkımı aradığım hikayelerimi.


Şiddet gördüğümüz AN bakmanız gerekenler; bunu neden yaşıyorum, neden bu şiddete izin veriyorum, beni tutan şey ne ve nasıl kurtulabilirim? olmalıdır.

Acı dolu sürecimizi kendimizle yüzleşerek ve güvendiğimiz insanlardan destek alarak hızlıca durdurabiliriz. Kendi adıma ivedi çözümler yarattığımı biliyorum ama inanın hiç kolay olmadı!. Sadece sağlıklı düşünme, araştırma ve çözüm yaratma sürecim vakit aldı lakin şahsıma yapılan hiç bir şeye göz yummadım, bir kenarda ağlamayı seçmedim. En güzeli içinde bulunduğum kötü süreci değiştirmeye cesaret edebildim.

Evliliğimde mutsuzdum boşandım,

Çalıştığım firmadaki yöneticimden mobbing görüyordum istifa ettim,

Huzursuzdum taşındım,

Kaygılıydım yer değiştirdim.


Tebdili mekanda ferahlık vardır. Yaptığımdan söylüyorum, hariçten gazel okumuyorum.


Genelleme yapmak bir insana yapılan en büyük haksızlıklardan biridir biliyorum ama biz kadınlar biraz ilgi gösterip, üzerimize titrediğine inandığımız karşı cinse bağlanıyoruz, gerek ihtiyaçtan, gerekse bunun gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdan. Halbuki seçtiğimiz erkeklerde daha neye, nelere, nasıl bakacağımızı, onda bize iyi ya da kötü gelenler nelerdir bilmiyoruz. Dönüp o erkeğin ailede ki yetiştirilme üslubuna, anne babasının arasında ki ilişkiye bakamıyoruz. Kendimizce sevgi-aşk diye tanımladığımız hislere bürünüp teslim oluyoruz, yuva oluyor, kanıyoruz-inanıyoruz işte.


Ne güzel demiş rahmetli Neşet Ertaş (Rahmet ola) "Kadınlar İnsandır. Biz İnsanoğlu. - Neşet Ertaş


Görsel 2

https://steemit.com/blog/@waqarh44/stop-abusing-women-respect-women


En kötüsü de ne biliyor musunuz? Bize bunu uygulayan ilk varlığın; sevdiğimiz, değer verdiğimiz, hayatımızın merkezinde olan, gönül bağı kurduğumuz kişiden - kişilerden gelmesi (baba, ağabey, akraba, sevgili, eş). Önce sizi sevdiklerini söylerler sizsiz yaşayamayacaklarına inandırırlar sonra sizi öldürürler, sizi yaşatmazlar. Sessiz kalmamamız lazım; sevgi hayat verir, hayat almaz.


Dünya üzerinde bir çok ülke de ve Türkiye'de biz kadınlar çok değişik çeşitlerde şiddete maruz kalıyoruz. Kadınların eğitimden yoksun tutulduğu, evlere tıkıldığı, ekonomik gücünün geleneksel birçok nedenle ve yasal engelle kısıtlanması, çalışma yaşamında bir sürü haksızlık ve ayrımcılıkla karşı karşıya gelmesi, toplumun en muhtaç kısmını oluşturduğu, kendi kaderine terk edildiği koşullarla yaşamına devam etmesi beklenilen ve dolayısıyla şiddetin ilk hedefi de doğal olarak, korumasız, güçsüz kesimi biz kadınlarız! Koşulsuz sevgiyle büyümeyen ve sevginin ne olduğunu bilmeyen her insanın içinde bir gün ortaya çıkmayı bekleyen bir cani vardır.


Şiddet; tarzı ne olursa olsun önce evde, yuvada, ilişkilerde başlıyor, okul ve işyerlerimizde devam ediyor. Toplum olarak kanayan yaramız "iletişimsizliğimizdir". Sağlıklı iletişim kuramıyor, konuşamıyor, kendimizi ifade edemiyor ve korkularımızla-egomuzu bastıramıyor olmaktan sebep zamanında konuşulup, çözülmesi gereken her şeyi erteliyoruz, sonuçları acı verici hikayelere dönüşüyor.


İşte tüm bunlardan dolayı muhatapların birbirine sözsel veya fiziksel zararlar vermesine dönüşen olaylarda en çok zarar gören ise kadınlar oluyor. Haberlerde ve yayınlarda buna defalarca şahit olmuşsunuzdur. Örneklerle hatırlatmak isterim;

  • Yediği dayaktan iş göremez hale gelen, sakat kalan

  • Gördüğü şiddetten dolayı hayata tutunamayan, yaşamına son veren

  • Çocuğunun, ailesinin gözü önünde eşi, sevgili tarafından darp edilen, öldürülen

  • Taciz (Mobbing) nedeniyle işinden istifa eden ve geçim sıkıntısı çeken

  • Yaşadığı tacizi ve şiddeti anlatmaya korkup susan, psikolojisi bozulan, hayata tutunamayan

  • Küçük yaşta aile içinde taciz gören, ırzına geçilen kız çocukları

Daha nice örnekler var ama yazarken gözlerim doluyor, ellerim titriyor, örneklemeyi bıraktım. Nihayetinde beden acıyor, ruhlar yaralanıyor. Tüm bunların sonucunda biz kadınlar kalan hayatlarımıza devam ederken, dışarıya şüpheyle bakan, her daim gardını almış, gergin- kasılmış bir beden-ruh ikilisiyle, devamlı arkayı kontrol ederek yaşamaya çalışıyoruz. Korkuyoruz.


Tam bu esnada çok değerli bir büyüğümün cümlesi geliyor kulağıma! "Kadın mutlu olursa yuva huzurlu olur, çocuk mutlu büyür, yemek lezzetli, eşi keyifli olur".


Geleyim en mühim konuya, konunun merkezine; İçinde bulunduğumuz ülkenin gelenek ve ananeleri de ruh ve beden sağlığı sağlam kız çocuğu büyütmeye engel olacak bir sürü adet, huy, inanç barındırmaktadır. Öğrenilmiş öğretiler, inanılmış ve değiştirilmesi gerektiğine hala ikna olunmamış bir sürü safsata barındırıyor. Kadına yönelik şiddetin gördüğümüz, şahit olduğumuz acı öyküleri, gelenekselleşmiş kabuller, toplumun, devletin duyarsızlaşmasıyla her geçen gün büyüyor. Şiddet yalnızca fiziksel zarar vermiyor, kadınların kendine olan öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor. Çoğu bölgede, ilde süregelen adetsel düzende erkek çocuğu ailenin soyadını ve neslini yürütecek birey olarak görülürken, yaşamsal ihtiyaçlarını devam ettirebilecek yetide yaşama hazırlanmayıp bir kadına muhtaç, bir kadının hizmetiyle var olmasını idame ettirecek şekilde yetiştiriliyor. Bilinçli veya bilinçsiz. İsteyerek veya istemeyerek.

Özünde kadınların toplumdaki yeri, saygınlığı medeniyetin göstergesidir.


Biz önce kendimizi sevmeyi, sonra da birbirimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. En mühimi de sevgiyi bilen, koşulsuz sevgiyi tatmış, büyürken takdir edilmiş, cesaretlendirilmiş, teşvik edilmiş, desteklenmiş, korkutulmamış, bastırılmamış, özgür ruhlu, cesur kız çocukları yetiştirmek.


"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın". M.Kemal Atatürk.


Kendini yetiştirmiş, değişime direnmemiş, iyi ve sağlıklı hisleri alabileceğim yeniliklere yönelmiş bir kadın olarak mümkün mertebe hemcinslerime destek olmaya, el vermeye gayret ediyorum.

Biz birbirimize ses vermeli, ışık olmalı, yol göstermeliyiz. Kendi öz değerimizi bilip korursak, kendimizi sevmeyi öğrenirsek; bize yaklaşanlara da bu enerjiyi hissettirir, limitlerimizi gösterebiliriz.


Yaşanılan zor durum bir şekilde bitiyor, hiç bir acı kalıcı değil ancak sürecin ne kadar süreceği bizim elimde. El ele, yürekten destek verebilirsek birbirimizin karanlıklarına ışık oluruz. Olmalıyız da...


Saygı ve sevgiyle




24 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
1/12

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi