İste,İnan, Bırak ve Olsun...

26 Haziran 2017


Herkese mutlu bayramlarr....

Bayram neydi?

"Eskilere sorsanız size anlatırlar, sabah erken kalkardık, erkekler camiye giderdi, annelerimiz kahvaltı sofraları kurar, biz çocuklar ise heyecan ile almış olduğumuz, bayramlık elbise ve ayakkabılarımızı uyanır uyanmaz giyerdik.

Önce kahvaltı yapılır, sonra eş,dost, komşu ve akraba ziyaretleri, kimi mendilin içine para koyar verir, kimi ise şeker eski şekerleri hangisi neli diye tek tek tadardık."

Şöyle bir eskilere gidip,anımsadıktan sonra; günümüze yavaş yavaş dönüyorum. Eski bayramlar, eski ve eskilerin hikayeleri neden daha güzel çünkü eski insanlarda sevgi daha fazla, daha yürekten.

Ne demek istiyorsun Ecem, bizde de yok mu o yürekten sevgiler? Var tabi ki herkes doğarken saf doğuyor, zamanla hayatı öğreniyor, ama şuan geçim derdi, hayat gailesi daha fazla değil mi itiraf edelim.

Hal böyle olunca, tatiller daha anlamlı oluyor dinlenmek için. İçimizdeki saf sevgiyi yayalım etrafımıza. Gerçek bayramlar yaşayalım. :)

Ecem'in öyküsü var sırada;

İki ay önce yapmayı kafaya koyduğum ama ne zaman yapacağımı hiç düşünmediğim bir yolculuk vardı aklımda. Yola çıkmak için iki kere niyet ettiğim fakat başaramadığım, bir Konya yolculuğuydu.

Mevlana'ya görmek ve onun huzurunda Allah'a bir de oradan dua etmek istemiştim, küçük masum bir isteyişti benimki. İki ay boyunca içimden tek söylediğim fırsatım olursa ilk durağım Konya deyip durdum.

Arife günü annem ve kardeşimle konuşurken haydi Beypazarı'na, Eskişehir'e derken Konya benim için ilk seçenek oldu tabi ki. Bugün sabah ufak bir gezi yaptık, Konya içinde ilk durağımız Mevlana idi. Oraya girmek, o atmosfer insanı gerçekten büyülüyor, belki meditasyon yapıyorum evimde ama orası bir başka insan dua ederken kendinden geçebiliyor.

"Evde mangal yakarsın da, deniz kenarında yediğin mangalın tadı ayrı olur ya hani aynen öyle bir şey."

Kısacası bugün yaşadığım mutluluk ve içimdeki büyük huzurla klavyeyi elime aldım ve yazmaya başladım, başı sonu belli değil bu sefer. Belli olan tek bir şey vardı, bir şeyi keşfetmiştim; bizler bir dilek dilediğimizde veya istediğimizde"Eeee haydi olsun, istedim olmadı, o kadar dua ediyorum hala olmuyor" gibi cümleler kurup sabırsızlık gösteriyoruz.

Oysaki isteyip, olacağına inanıp, düşüncelerimizi serbest bırakmıyoruz. Her akşam olmadığıyla, her sabah gerçekleşmeyeceğiyle ilgileniyoruz. "iste,inan,bırak ve olsun" bundan sonra ki hayat mottom bu olacak benim. Küçük bir Mevlana yolculuğu, büyük bir ders öğretti, üstüne üstlük "büyük dileklerimle".

Lütfen istekleriniz kolay gerçekleşsin istiyorsanız, sizler de deneyin. Mucizeyi gördüğünüzde neden bugüne kadar yapmamışım diyebilirsiniz.

"İSTE, İNAN, BIRAK VE OLSUN." 

Yazılarımı takip eden herkese teşekkür ederim. Olabildiğince samimi yazmaya çalışıyorum, bir kusurum varsa ve sürçü lisan ettiysem affola...

Kendinize CİCİ bakın, çünkü en değerli varlık sizsiniz...

"Mevlana'nın 7 Öğüdü;

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol:Cimrilik, aşırı mal düşkünlüğü insanın kalbini ve gözünü karartır. Akarsu ise sürekli hareket halinde olduğu için pisliği alır götürür. Sen de akarsu gibi ol ki kalbindeki cimrilik ve mala tamah duyguları akıp gitsin. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol:Cenab-ı Allah yaratmış olduğu pek çok aciz varlık yanında insanı eşref-i mahlukat yani yarattıkları her şeyin en üstünü olarak yaratmıştır. Dolayısıyla şefkat ve merhametin öyle çok olsun, güneş gibi olsun ki kuşatmadığı hiçbir zerre kalmasın yeryüzünde. Cenab-ı Hakkın sana karşı göstermiş olduğu merhameti sen kendinden daha aciz olanlardan esirgeme ki kulluğun bilincine varasın. Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol:Hem kötülüklerin ifşa edilip yayılmaması, hem de yapmış olduğu hatayı toplumda ifşa ettiğinden dolayı, onun ile senin aranda bir düşmanlık meydana gelmemesi için, nasıl gece her şeyi karartır ise sen de gece gibi ol başkalarının hata ve kusurlarını örtmede.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol:Varlığın özü sevgidir. Herkesi ve her şeyi sevesin ki kırıcı olmayasın. Sinirlendiğin zaman bir ölü gibi olasın ki kin ve nefretini içine gömesin, kırıcı olmayasın Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol:İnsanın saygı görebilmesi için başkalarına saygılı olması gerekir. Diğer insanları küçük görmeyesin, onlara karşı kibirlenmeyesin, onlardan ne kadar üstün olursan ol, toprak gibi olasın, üstün olan yönlerini karşındakini küçük görecek şekilde ortaya koymadan onları tevazu ile gizleyebilmeli, üstünü örtebilmelisin.  Hoşgörülülükte deniz gibi ol:Her şeye rağmen insanları tolere edebilmelisin. Çünkü ağlattığını güldürmesen, yıktığını yapamazsan, hoşgörülü olmasan sevemezsin. Kalbinde sevgi olmadığı zaman ise ne bir kul olarak nede toplumun bir ferdi olarak mutlu olamazsın. Öyleyse hoşgörülü olmakta hiç sınır tanıma, deniz gibi ol, umman gibi ol ucu bucağı olmasın hoşgörünün. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol:Kendini ne olduğundan büyük, ne de küçük görme, ve kimsenin seni olduğundan farklı değerlendirmesine izin verme, ne isen o ol. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol."




1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi