İlahi Adalet Dedikleri

Koca bir hayat; tabi ki kırgınlıklar, ahlar dolu oluyor bazı kesitlerinde.. bir bakmışsın paramparça bir kalp kalmış göğsünde..

ilk geçmeyecek hep aynı sızıyla sızlayacak zannediyorsun.. akabinde sızı biraz azalıyor mu diye muallakta kalmaya başladığın an sızıya alıştığın an aslında ama azalıyor diye düşünüyorsun.. o sıra alıştığını kavrayacak bilince sahip olamıyorsun maalesef ki.. derken geçmiyor ama zaman dedikleri gibi alışma ile alıp götürmenin arasında bir yere atıyor o ahları da, kırgınlıkları da..

ara ara düşünüyorsun tabi, izlerini de taşıyorsun.. hatta o ana gidip geldiğinde yüreğine aynı sızı girip çıkıyor sanki..

sonra yine kaldığın yerden başlıyorsun, yine düşüyorsun derken devam, mecburen yani döngü/düzen böyle ;)

sonra bir gün o aha, kırgınlığa, sızıya adını her ne koyarsan, sebep olan her neyse ya da her kimse, öyle bir şekilde karşına çıkıyor ki..

duruyorsun yaşadıklarının her anını belki beş, belki on saniye içine sığdırıp, tekrar yaşayıp, ilahi adalet diye birşey varmış cidden diye düşünüp dudağının bir köşesine yerleşen gülümseme ile geçip gidiyorsun..

bundan mütevellit siz hayatınızı yaşamaya devam edin, diğer hesaplaşmalar yüreğiniz doğru ise zaten sizi uğraştırmadan gelip karşınıza doğruluğumuzu tekrar ispatlamak ister gibi bir görünüp, gülümsemenizi izleyerek kaybolup gidiyor...

9 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi