İLHAM VERENLERE...

''Bir tılsımı olmalıdır hayatın, vazgeçilmez bir öfke gibi, zapt edilmeyen bir aşk aranışı gibi, kaptırıp kendini şiirler yazma gibi, bir kadehi fırlatıp aynalara, gecenin büyüsünde çıldırmak gibi... Böyle bir tılsım yoksa... İsteksiz isteksiz oluyorsan tıraşı; bir küf bağlamışsa bütün heyecanlarını; bir şey demiyorsa sana Güney Amerika’nın Gerillosları; bir çıplak kadın vücudu düşünmüyorsan en ciddi konferansta ve bir anda çalıştığın yerden istifayı basıp çekip gitmek gelmiyorsa içinden... Bir kapı önünde tozlu bir paspas bile olamazsın.''

diyor Çetin Altan Bir Tılsımı Vardır Hayatın adlı yazısında ...


15-16 yaşlarındaydım ,en yakın arkadaşım Gülşah ...

Her sabah okul yoluna birlikte çıkar ve birlikte geçen kısacık yolculuklara dünyayı sığdırırdık .Ablam,en yakın arkadaşım ,neredeyse çocuk yaşta evlenip gideli beri hem kardeşim ,hem sırdaşım ,hem en iyi arkadaşım olmuştu Gülşah.Tüm hayallerimizi birlikte kurardık,tüm heyecanları birlikte yaşar, tüm keşiflere birlikte çıkardık.

Daha o yaşlarda entellektüel bir havası vardı,biraz da hayrandım ona galiba:) Bir eğitimci olan babası ve yuksek öğrenim görmemiş olmasına rağmen hep okuyan ,hep öğrenen ,hep üreten annesi Gülşah'ı ve kardeşini öyle güzel yetiştirmişlerdi ki konuşunca sanki dünyalar dökülürdü dudaklarından.Daha o yaşlarda çok okurdu ,merak ettiği herşeyi araştırırdı .Öğrenmeye dair öyle büyük bir ilgisi vardı ki sizi de imrendirirdi.Kısacık sohbetlerimizden sonra bile mutlaka bir şeyler öğrenmiş olarak ayrılırdım yanından,ki bugün hala ne zaman bir araya gelsek yepyeni notlarla ayrılırım yanından.

Çetin Altan adını ilk ondan duymuştum.

Kopuk Kopuk adlı Çetin Altan'ın denemelerinden oluşan kitabını vermişti bana,her kelimesini belki bin kez okumuştum,her yazıdan başka bir keyif alarak .Ama ''Bir Tılsımı Vardır Hayatın'' bugün bile ezbere okuyabilecek kadar satır satır kazınmıştır hafızama.

Belki de bu yüzden uzun mutsuzluklara yer vermedim hiç hayatımda.Acıları yaşadım ama her zaman kaldırmayı becerebildim rafa.Hayatın tılsımlarını kaçırmamaya özen gösterdim daima.

Sevmeyi de,vazgeçmeyi de,alkışlamayı da,uzaklaşmayı da hatta yeri geldiğinde bırakıp kaçmayı da bildim,eskilerin sözlerine hürmet ederek 10 da 9 ilkesini bozmadan ara sıra :)

Sonuna kadar savaşmayı bilmeli insan elbette ama aşikar olan sonu inkar etmenin beyhude bir çaba olduğunun da farkında olmalı.Bu yüzden kaybetmeden, ağır yaralar almadan uzlaşmayı da bilmeli şu hayatta.Her vazgeçişin bir kaybediş olmadığının ayırdına varmalı.

Benim vazgeçişlerim doğru muydu,hislerimle gördüğüm sonun gelişini beklemektense nokta koymayı seçtiğim durumlarda, savaşmadan vazgeçmek yerine karşı ataklarda bulunmak bana birşeyler kazandırır mıydı...?Vazgeçmediğim ve direndiğim herşey lehime mi ilerledi bilemeyeceğim gibi ,bilmiyorum...


Ama her seçimim beni bugünkü ben yaptı.Bu yüzden pişmanlık duymuyorum.


Tabii bazı şeylerden vazgeçilmez , vazgeçilemez bunu biliyorum ve vazgeçemeyeceklerim listesinin başına elbette dostlarımı da ekliyorum.Bugüne kadar yoluma ışık tutan ve ne olursa olsun elimi bırakmayan tüm dostlarım iyi ki varlar ...

Bugünkü beni yaratan tüm dostlarıma minnetle...


Ve elbette bana daima ilham veren sevgili dostum Gülşah'a sevgilerimle...


Sevgiler ,

Berna Alaiye


photo taken by Alaiye

69 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi