Herşey Seninle Güzel, Aldığım Nefes Bile...


Oldukça yoğun geçen bir günün ardından eve geldiğimde ayaklarımı uzatıp kahvenin cezbedici kokusu ya da bir kadeh şarap ile baş başa kaldığımda en sevdiğim şeylerden biri 45’ lik dinlemek.

Uzun zamandır aynı şarkı dilimde “Her şey seninle güzel, içtiğim su, aldığım nefes bile…”


Çiğdem Talu’ nun yürekten kopup gelen sözlerine, Melih Kibar’ ın ruhunuzu okşayan melodisi eklenince ortaya çıkan bu muhteşem 45’ liği, en sevdiklerimden Zerrin Özer’ in eşsiz yorumuyla dinlerken orijinal kayıttan gelen cızırtılar beni cezbediyor sanırım. Seslerdeki berraklık ve kayıt aşamasındaki doğallık.

Çok zaman, olması gerekenden daha geç geldiğimi düşünürüm dünyaya. 79 doğumlu biri olarak şöyle 20 yıl önce doğmayı ve gençlik denilen çağımın 60-70’ ler dönemine gelmesini ne çok isterdim. Her şeyin en rafine ve teknolojinin bu kadar çevremizi kuşatmadığı zamanlarda yaşasaydım keşke hayatımın baharını. Evet, her şeyin rafine olduğu zamanlar. Müziklerin, filmlerin, sevinçlerin, mutlulukların, acıların ve tabii ki aşkların…

Çiçek çocuklar zamanından yayılan bu şarkı sevgiye, barışa, dostluğa, aşka duyulan büyük özlemi, sevginin çıkarsızlığını, aşkın teslimiyetini anlatıyor bana. Gözümün önüne gelen, saçlarında çiçekten taçlar, İspanyol paçalı pantolonları, askılı bluzları yada çiçekli uzun yakla gömlekleri, kemik gözlükleri ile dans eden pırasa saçlı çiçek çocukların aşka, dostluğa, barışa olan özlemleri ve gelecek günlere olan umutları sarıyor ruhumu.

Bu şarkıları neden dinlemeyi sevdiğimi fark ediyorum satırlarımı yazarken, evet; umut veriyor bu şarkıları dinlemek bana, sanki o zamanlarda yaşıyormuşum gibi, çiçek çocukların umudu sarıyor ruhumu; geleceğe, güzel günlere, aşka, sevgiye olan sonsuz inancımı her melodi bir kez daha hatırlatıyor bana.

Ve tabii ki her şeyin onunla güzel olduğu sevgiliyi…






37 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi