Herkesin hayatı hiç kimseyi ilgilendirmez!


Çok keskin kenarları olan bir insan olmadım hayatım boyunca. Asla demedim hiçbir zaman. Olabilir en çok kullandığım ifadelerden biri sanırım. Sert köşelerim yoktur, daha ılımlı, uyumlu olmayı tercih ederim. Düşüncelerimi söylerim elbet ama empoze etmeye çalışmam. İnsanların düşüncelerim, duygularım ya da yaşantım hakkında ne düşündüğünü hiçbir zaman çok önemsemedim. Bunun sebebi duygusal ve kırılgan olmam. Dışarıdan her ne kadar güçlü gözüksem de aslında çok zaman kırılgan bir yapıya sahibim. Çok fazla kafama takar ve irdelerim. Bu nedenle her olayda kendimden pay biçerim. Kendime yapılmasını istemediğim şeyleri başkalarına yapmam. Kimseyi yadırgamam, yargılamam. Her şeyin insanlar için olduğuna inanır ve ona göre yaşarım, davranırım.


Şimdi diyeceksiniz ki sevgili okuyan bunları neden söylüyorsun? Malumunuz bu pandemi nedeni ile evde olduğumuz bu vakitlerde fazlasıyla sosyal medya ile iç içe olduk. Gerekli gereksiz çok fazla şeye maruz kaldık. Eğlenceli şeylerin yanında insanların başka insanları ve hayatları nasıl taciz ettiğine de şahit olduk. Aslında kabulümdür, sosyal medya kullanımı bir nevi hayatını gözler önüne sermek, özelini paylaşmak ve saklı dünyanı insanlara açmaktır. Ancak kabul etmem ki bunu yapıyor olmanız insanların sizi eleştirme, yargılama hakkını onlara veriyor olsun.


Sadece içinde yaşadığımız toplumda mı böyledir yoksa dünya genelinde mi bilemiyorum ama oldum olası hoşlanmadığım ve her zaman yapılmasına karşı olduğum yorumlar, sorulmasından hoşlanmadığım sorular vardır.


Üniversite sınavını ikinci senemde kazandım mesela. Ama sürekli neden ilk girişimde kazanamadığım soruldu. Okulu yarım dönem uzattım, mezuniyetimin ne zaman olduğu soruldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra yaklaşık 6 ay iş aradım ve bu süreçte iş bulamadın mı sorularına maruz kaldım. İşe girdim maaşımı soranlar oldu. 30 yaşıma kadar 46 kiloydum, insanlar neden kilo alamadığımı sorguladılar, sonrasında da neden kilo aldığımı sormaya başladılar. 40 yaşında ve bekarım. Sürekli ne zaman evleneceğimi soruyorlar. Evlensem bu seferde çocuk sorulur adım gibi eminim.


Anlayacağınız sürekli soruyor, sorguluyoruz. Ama kendimizi değil çevremizi. Bu sorulan soruların soran kişiye hiçbir yararı yok. Aldığı cevaplar onu asla ilgilendirmiyor, onun işine asla yaramayacak. Sadece sormuş olmak için soruyor. Laf olsun diye dediğimiz tabir işte. Ama sorduğu soruların karşısındaki insanı ne kadar incittiğinden haberi yok. Ya da hangi yaraya tuz bastığını bilmiyorlar. Bir sağlık problemini, geçmişte yaşanmış bir acıyı, içinde bulunulan bir zor durumu sorguladıklarının farkında bile değiller çok zaman. Belki arada iyi niyetten sorulan durumları da vardır bu soruların ama o bile gereksiz, çok gereksiz. Yerli yersiz sorulan, cevabını bilmenin kimseye bir faydası olmadığı hatta sorulan kişinin hayatına müdahale edilen sorular bunlar.

Demem o ki sevgili okuyan çoğaltılabilir örnekleri olan bu soruları hayata müdahale olarak görmekteyim ben. Günümüz dünyasında yaşamak ve bir birey olmak zaten çok zor iken bunu sorgulama ve yargılamalarla kimsenin daha da zorlaştırmaya hakkı yoktur kanımca. O yüzden daha yaşanılabilir bir hayat için SORMAYIN! SORGULAMAYIN! YARGILAMAYIN.


Herkesin hayatı hiç kimseyi ilgilendirmez! Bunu unutmayın…


Ps: bu yazının sebebi çoğunuzun tahmin ettiği üzere instagram da Larissa Gacemer’ in yaptığı açıklamadır. Dinlerken hem çok üzüldüm, hem de çok sinirlendim. İzlemeyenler için:




1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi