Herkes için farklı bir aşk masalı… “The Holiday”


Hiçbir zaman iflah olmaz bir romantik olmadım ama her zaman aşkı sevdim. Aşkın en acı verdiği zamanlarda, canımı en çok yaktığı anlarda bile aşkı sevdim ben. Çünkü aşkın bir insanın başına gelebilecek en mucizevi durum olduğuna inanırım ben. Ayrıca her yiğidin harcı olmadığına da. O kadar mutluluk, acı, kalp çarpıntısı, mide bulantısı herkesin altından kalkabileceği bir şey değil sonuçta. Ama bazı zamanlar vardır ki benim bile aşka olan inancım tükenir. İşte o zamanlarda imdadıma koşan bir romantik komedi var: “The Holiday”


Muhtemelen romantik-komedi tarzı film severlerin zaten bildiği bir film. Hatta çok iyi bildiği bir film “The Holiday” Filmin konusunu alıntılarsak eğer: “Iris Simpkins, Londra’da yaşayan bir gazete köşe yazarıdır. Aynı zamanda meslektaşı Jasper Bloom’a karşılıksız bir aşk beslemektedir. Yılbaşı yaklaşırken Jasper’ın nişanlandığını ve başka bir meslektaşları ile evlenmek üzere olduğunu haber aldığında Iris’in tüm dünyası tepetaklak olur. Diğer yanda Los Angeles’da yaşayan Amanda Woods, kendisine ihanet eden sevgilisinden henüz ayrılmıştır ve onu unutmaya çalışmaktadır. Kader bu iki kadının yollarını kesiştirir. Bir internet sitesi aracılığı ile yaşadıkları evi takas etmeye karar verirler. Amaçları hayatlarında tamamen bir farklılık yaratmaktır.”


Film aşktan umudunu kesmiş iki tane kadının yollarının güzel bir şekilde kesişmesini ve farklı ülkelere giderek yeniden aşkla buluşmalarını anlatıyor. Yani yollar hep aşka çıkıyor. Aşk için kendinden vazgeçişler, karşısındakinden vazgeçişler, eski aşklar, yeni aşklar, platonik aşklar, uzakta yaşanan aşklar… Aşk’ ın her çeşidi. Her insanın aşktan farklı beklentileri, istekleri… Aşk için açılan yollar, kapanan kapılar. Herkes için farklı bir aşk masalı.


Aşkın birkaç çeşidini izleyebileceğiniz bu filmin başrolünde benim sevmelere doyamadığım Jude Law var. Ağlamak bir adama bu kadar mı yakışır! Vallahi yakışıyor. Hem de çok yakışıyor. Bir de bu filmdeki gibi baba olmak. İflah olmaz bir romantik arıyorsanız işte karşınızda Jude Law! İzleyin bak ne demek istiyorum anlayacaksınız. Gerçekten de film de denildiği gibi bir Barbie bebeğe benzeyen Cameron Diaz’ ı da hemen şuraya ekleyeyim. Sinirlerimi bozacak kadar zayıf olsa da gerçekten çok güzel. Evet çok iyi rol yaptığı söyleyemem ama olsun bu tarz filmlere çok yakışıyor o doğal sarışınlığı ile. Oyunculuğunu çok sevdiğim Kate Winslet ise pek tarzı olmayan bir film de olsa rolüne çok yakışmış bana göre. Kızıl saçlı halini ayrı bir severim.


Ben ne zaman bu filmi izlesem kendimi gülümserken buluyorum. Bazı sahneler var ki yeniden yeniden aşık olma isteği uyandırıyor bende. Ya da aşktan en umudunuzu kestiğiniz anlarda izlerseniz benim gibi canınız yanıyor da olsa diyorsunuz ki kendi kendinize “olsun be yine de aşk güzel şey”.


Eh bu soğuk kış günlerinde en keyifli aktivite değil midir battaniye altında film izlemek sevgili okuyan. Ben derim ki tercihinizi bu sımsıcak filmden yana kullanırsanız hem yüreğinizi ısıtmış olursunuz hem de kendinizi aynaya baktığınızda gülümserken bulursunuz:)

İyi seyirler…




1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi