Hayat yol, Kader baki..



Hayat, insan için bir yol...


Bu yol da gördüklerimiz her insan üzerinde farklı etkiler bırakıyor. Kimimiz kayıplarını verirken içindeki yangın ile yaşamaya devam ediyor, kimimiz kabullenip içine gömüp devam ediyor..



Kaybettiğimizi kaybedene kadar hayatta olmasına sığınarak aslında hayatımızda ne kadar yer kapladığını ve yokluğunun ne kadar canımızı yakabileceğini gitmesi ile öğrenmiş oluyoruz..


...


Doğulu bir ailenin kızı olarak kalabalık içine doğmuş olmanın şansı ile büyüdüm. İnsanlar abi ve ablaları ile kardeş bağını yakalayamaz iken ben amcalarım ile abi, kardeş bağından çok daha kuvvetli bir bağa sahiptim.


Amcalarım, ilk arkadaşlarım, ilk öğretmenlerim, ilk sırdaşlarım, ilk suç ortaklarımdı.


Biri kitap okurdu devamlı, ben iyi bir okuyucu oldum, biri devamlı türkü söyler türkü dinlerdi, ben şimdi bir türkü aşığıyım..


Hepsi birbirinden komik ve eğlenceliydi, o yüzden kahkahalarım hep yüksekti, benim..

İçlerinde en çok kavga ettiğim, amca yerine ismi ile hitap edip, seslendiğim en küçük amcam ile aramda 5-6 yaş vardı. 5-6 yaş diyorum çünkü kesinlik yok, Doğu da genel de küçük yazılır çocukların kimlikleri. Kimliğine baksan 85, bizimkilere sorsan 82-83 doğumlu.

Ayrıca Doğuda çok vardır. Dayısı, amcası kendinden küçük olan, yahut halası, teyzesi kendisi ile yaşıt..


Babam en büyüklerden biri ve amcam en küçüğüydü on kardeşin. Ben de babamın en büyük çocuğu olarak amca, yeğen değil de yakın arkadaştık..


Yıllarca her konuma muhalefet olan amcam ile fikir çatışmalarımız meşhurdu. Kızardık birbirimize, bu kızgınlık üç dakika sürerdi. Üç dakika sonra seslenen, yüreğine kötülük girmeyen, yüreği söylediği türküleri gibi tertemiz ve yanıktı.


Evinin kapısının hiç kapanmadığı, sofrasında buluştuğumuz, yeğenleri ile bahçesinde deli gibi koşturup top oynayan, yaşsız, çıkarsız ve temiz kalabilmiş bir yürekti..


Ve hayat, daha 35’in de hem amcamı hem de yakın arkadaşımı almıştı benden. 2,5 yıllık bir tedavi süreci sonrasında metastas yapan kanser ile 35’lik adamı 10 yaşındaki bir çocuk bedenine çeviren hastalık 2 Nisan 2020 günü, ardında iki çocuğu var demeyip aldı ve gitti.


Biz ise elimizde dualarımız ve anılarımız ile kaldık..


İnsan ölüm karşısında o kadar çaresiz ve zavallı ki..


Ayrıca zenginliğin, gücün, hayatta neye sahip olduğunun, kim olduğunun hiç bir hükmü yok..

Bundan mütevellit yolumuzun yönü güç, konum, zenginlik, neye sahip olduklarımız değil de, ne kadar güldüğümüz, okuduğumuz, türküler söyleyip, sevdiklerimiz ile ne kadar güzel, keyifli vakit geçirdiğimiz..


Hayat,

insan için

bir yol

ve

kader baki..


| Merhum Amcam, Dostum, Canım, Ciğerim Abdullah Aytekin’e ithafen.. |



1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi