Havalar Soğuduğunda

İnsanın öğrenme ve gelişim yollarında hep belli miktarda zorlanmalar, krizler olmuştur. Kendimizi veya yeni bir şeyleri doğurduğumuz zamanlar genelde bu ufak ya da büyük krizlerin ardından gelmiştir. Şimdi hepimizin aklına kendi hayatlarımızdan kesitler gelmedi mi?


İnsanın gelişim dönemlerinde; bebeklik ve tüm erken-orta-geç çocukluk, ergenlik, yetişkinlik, yaşlılık dönemlerinin kendilerine ait özel krizleri vardır. Bir gelişim döneminin sona ermesi, o dönemin kriz ve görevlerinin ne kadar gerçekleştirildiği ile doğru orantılıdır.


Küçük bir çocuğu, havanın azcık serinlediğini hissettiğimiz anda, o daha soğuğu hissetmeden giydirirsek eğer onu hayattaki önemli bir beceri kazancından uzak tutmuş oluruz. Çocuk havanın serinlemeye başladığını, soğuğa maruz kalacağını, üşüyebileceğini ve önlem alabileceğini, tüm bu mekanizmaların kendi içinde olduğunu ve kullanabileceğini keşfetmelidir. Fakat çevresindeki yetişkinler serinleyen havadan önce davrandıkça çocuk bu süreçleri deneyimleyemeyeceği için öğrenmesi daha güç olacaktır.


Koruma davranışı gerçek hayata hazırlığın ötesine geçtiğinde zarar verir.


Şimdi hayalimizde bu çocuğu büyütelim ve bir yetişkin haline getirelim. Belki de kendini koruma yolları yerine sadece sürekli korunması gerektiğini öğrenen bir yetişkin olmuş. Kişi kendini korumaya aşırı odaklandığı zaman adaptasyon (uyum sağlama) yeteneğini düşürüyor. Tehlikeleri ve tehditleri çok büyük, başa çıkma gücünü ise çok küçük ve yetersiz görmeye başlıyor. Kaygı yeteri kadar değil, yine çocukluğundaki gibi ihtiyacından fazlasına ulaşıyor. İçindeki enerjiyi sorunları çözmeye, uyum sağlamaya, harekete geçmeye değil; kaygılanmaya harcayarak enerji kaybına yol açıyor. Bu enerjiyi %100 kendini korumaya harcadığında enerjiyi geri yansıtacak, tekrar toplayabilmemizi sağlayacak diğer şeyler olmuyor ve enerji sirküle edilemiyor.


Şimdi hepimiz insan hayatının önemli bileşenleri ile ilgili krizler yaşadığımız bir dönemdeyiz. Krizler gelişim için önemli araçlardır. Hava serinlediği an bizi daha kalın giydirecek biri her zaman yanımızda olmayacak. Şimdi bu kriz dönemi için uyum sağlamaya ve bunun için çalışırken gerekli olan enerjiye ihtiyacımız var. Enerjimizi kaygılanmaya yatırmak veya kaygıyı bir an önce geçirmeye çalışmak yerine bu dönemin krizlerine uyum sağlamaya çalışabiliriz. Enerjiyi dönüştürecek, bize geri yansıtacak ve devamlılığını sağlayacak bir şeyler üretmeliyiz.


Eskiden zaman fakiri ve mutluluk avcısı insanlardık. Şimdi zamanımız bollaştı ve her istediğimizi istediğimiz an gerçekleştirme yoluyla rahatsızlık veren duygu ve düşüncelerimizden kurtulamadığımız için üzerinde daha çok çalışmamız, daha çok yüzleşmemiz, daha sabırlı olmamız gerekiyor.


Neden bu dönemi gelişmek için kullanmayalım?


Son zamanlarda “bir şey yapmak zorunda değilsin, bir şey yapmasan da olur” gibi bir akım gözlemliyorum. Bu çok paylaşılan akımın insan psikolojisinde olumlu noktaları koruduğunu biliyorum. Ama bence bunu biraz değiştirelim. Evet, sürekli bir şey yapmak zorunda değilsin, bazı zamanlar içinden hiç bir şey yapmak gelmeyebilir ve bunda bir sorun yok çünkü sen bir makine değilsin. Duygularından kaçma, onlarla yüzleş, kaçınmak veya örtmek için çabalama. Ama kendindeki o başa çıkma gücünü ortaya çıkarma zamanı. İnsan güçlü bir varlıktır. O kadar örselenmeye açık bir yapı inşa ederek, hareketsizliğe zemin hazırlamayalım. Hareketsiz kaldıkça o yapıdan çıkmak çok güç. Uzun ve güçlü kollarımız, bir şeyler üretmek için kontrol edebildiğimiz parmaklarımız, terleyip yorulup biraz dinlenip besin aldıktan sonra kendini yenileyen enerjimiz var.


İçinde sana dair ortaya çıkmayı bekleyen ne var, ne üretebilirsin, bunları keşfet. Kendini geliştirmek demek illa yeni bir dil öğrenmek, mesleğinde öne geçmek, bir şeyi tam ve mükemmel yapabilmek değil. Daha önce mutfağa girmediysen bir yemek pişirmek veya bir tarifi farklı ve daha lezzetli bir hale getirmek ya da ben bunu beceremem dediğin bir şey üstünde çalışmak, ilgini çeken bir konuda bir yazıyı veya kitabı dikkatlice okuyup bitirmek de kendini geliştirmektir. Bunlar yalnızca senin ortaya çıkarabileceğin, geliştirebileceğin hatta bir zanaat ya da sanata dönüştürebileceğin şeyler. Hiç bir şey yapmadığımız zamanlar olabilir ama bir şeyler yaptığımız, terlediğimiz, hayata karıştığımız, canlı kanlı olduğumuz zamanlar daha çok olsun. Sonuçta hava soğuduğunda hareket edersek ısınıyoruz.

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi