Gülmek ve gülerek sevmek

27 Ağustos 2017


Küçük bir oğlan çocuğu etrafını süzerek, sokağın başından yokuş aşağı sonuna kadar ilerliyordu. Sağında bakkal amcası, solunda mis gibi sıcacık simitlerin çıktığı fırın, her gün tezgahın kenarından elma yürüttüğü manav amca, sıra sıra esnaflara gülüşleriyle selam vererek yürüyordu. 


Küçük bir kız geldi yanına ve seni çağırıyorlar dedi, çağıran en yakın beş arkadaşlarıydı. Onu bekliyorlardı, kimisi kızgındı, suratlarından öfke fışkırıyordu. 


Kime ne yapmıştı bu kadar kızdıracak? Çok geçmeden, bir komşu teyzenin ağıtları duyuldu, bir arkadaşının babasının kalbi artık hayata pes ediyordu. Koşarak, yanlarına gittiler, komşu teyze, hem kocasını kaybettiğine yakınıyordu, hem de oğlunun hayatta başka bir akrabası kalmadığına ve tabi ki oğluna nasıl bakacağını düşünüp daha çok ağlıyordu...


Esas oğlan ise kızgın olan arkadaşlarını aldı etrafına ve hepsinin kardeş olduğunu, bundan sonra arkadaşlarına bakmak için hepsinin çalışacağını ve asla bu hayatta onu yalnız bırakmayacaklarına söz verdiler. 

Yıllar geçti...

6 delikanlı bugüne kadar hiç ayrılmadılar, ta ki hayatlarına kadınlar girene kadar, hepsi hayatına farklı kadınları soktu, kimisi evlendi, hayat derdine düştü kimisi ise gezmeyi tozmayı seçti... Bir tek gülen oğlan (esas oğlan) ve babası ölen yalnızdı.

Esas oğlan , babası ölen arkadaşı ile otururken, bir kahkaha attı, tanıdık gelmişti bu kahkaha çünkü gülüşleri ve sevmeleri hep aynıydı bu çocuğun. Hayatı hep değişti, bir tek gülüşü değişmedi, çünkü hayattan tek beklentisi gülmek ve sevmekti. Hayatının en güzel gecesiydi.

Bir gün tekrar eski mahallesine gitti, eski oturduğu evde bir yaşlı nine oturuyordu, kapı aralıktı sormadan girdi, nine yabancılamadı, resimlerin var bu evde . Aç mısın oğlum dedi. Evet açım dedi, yemek hazırladı, hiç konuşmadılar, çocuk başını ninenin dizine koydu ve bütün gece saçlarını sevdirdi. 

Sabah uyandığında, farketti ki hayatının en güzel gecesini o gün yaşadı. Kimseyi sevmesine gerek yoktu, kimseye gülmesine gerek yoktu, hatta güçlü olmasına gerek olmayan tek geceydi.


Hikayemde bir oğlan çocuğu vardı, çünkü toplumumuzda hep erkekler, sevmeleri ve güçlü olmaları için yetiştirilir. Gülmek, güçlü olduğunun bir göstergesidir.

Gülüşlerim hep dikkat çekmiştir, etrafımın hep bir "Ecem gülüşü" dedikleri bir tanımlaması vardır zihinlerinde...


Gülmek ve sevmek için yaratılmışım yaratılmasına da, enerji çalışmalarından sonra farkettim ki benim kendimi koruma kalkanım Gülüşlerim, Birilerini sevmem hatta o kadar çok sevip o kadar çok gülerim ki, bazen sen güçlü bir kızsını çok duyarım...


Gülüşlerin arkasına saklanmak, sevmek sadece istediklerimizi gerçekleştirmek için bir yol. Bunu yapamayan çok insan var bu açıdan çok şanslıyım, sevmek benim sihirli değneğim, gülüşlerim ise büyü. İkisini de seviyorum, bana çok yakışıyorlar.


AMA... Öğrendim ki, sihirli değneğim yanımda değilken ve büyü yapmadan, enfes bir insanla bir güzel anıyı paylaşabiliyormuşsun... 


Eeee Ecem artık kısa kes...

Kendinize, bir anı yaratın, bütün özelliklerinizi kapının dışına atıp, belki yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızla bir kahve içersiniz, belki bir parka gidip hiç tanımadığınız bir ile sohbet edersiniz,orası size kalmış.


Unutmayın ki; duygularımızın nötr olduğu insanların yanında kendi benliğimizi daha net görürüz. Bazen, tahmin edilemeyecek mutluluklar tam da bilinmezliklerin içinden çıkar....





9 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi