GELECEĞİN KANATLARINDA

Birçok hayat sıralanmış mor bir menekşenin kanatlarına.

Kiminde kırık bir kalp, kiminde bedenini terk eden umutları, kiminin yeniden başlayacağı hayatı, kimininse anlatacak bir dolu hikayesi var önünde.


Simsiyah saçlar omuzlardan dalgalanarak inerken bir telinde kendine yer bulmuş, oraya tutunmuş kırmızı bir karanfil alıyor ilk önce sözü;

Bir harabe misali tekinsiz bir adamda kaldı yarınlarım…


Derin nefeslerle, sanki içindeki yangınla savaşır, hırsını ondan alır gibi ateşe atılan bir izmarit devam ediyor ardından;

Uçtuğunu sanırken kafa üstü çakılmak gibi onu sevmek.


Okyanusla gökyüzünün birleştiği nokta kadar eşsiz gözlerden serbestçe süzülen yaş başlıyor sonra anlatmaya;

Kara çalınan sevdalar değil; inançlarımız, umutlarımız bir bakıma…


Kurumuş gül rengi ile sarmalanmış dudakların arkasına gizlenmiş küçük tebessümlere geçiyor sıra;

Tutunacak bir dal mutlaka bulunur o dipsiz kuyuda ve her sabah en derin karanlıkta bile bir parça güneş ışığı sızar göz kapaklarına.


Yalnızlığın sessiz huzuru dokunur yaralı ruhlara ve kalabalığın karmaşası unutturur geçmeyen zamanda yankılanan saatin tiktaklarını…

Küçük hikâyelerin yazdığı koca bir romanda yer bulur kendine o güzel türkü.


Tesadüf bu ya, başka bir zamanda, başka bir yerde buluşturur aynı ses bunca kişiyi yanı başında;

Sonbahar sarhoşluğunda kalkar bu kez masadan bardaklar.

Hafif titrek iç burkan rüzgârlar bırakarak sallanır havada.

Ve değer sevgilinin dudakları kadar yumuşak, ince bir

tınıyla birbirine.


Tüm asilliği ile tebessümler sarar sonra bir plakta çalan o müziğe eşlik ederken buğulanmış gözleri.

Bir yandan konuşulurken yarım kalan aşkların hüzünleri, diğer yandan paylaşılır dostluğun sıcak eli.


Akşam;

Küçük bir meyhanede

Kalpleri büyük insanlar

O türkünün çığlığında

Nisan yağmurları gibi sessiz,

Kesik kesik ama coşkulu gözyaşlarıyla

Unutulmayan anılar gibi kazırlar hikâyelerini geleceğin boşluğuna,


Yeni bir melodide dokunmak için hayatlara…



1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi