Güven, tek kullanımlıktır..

Hayatımızın belirli noktalarına insanlar zaman içerisinde dönem dönem dahil olur, yıllar içerisinde de bu noktaları, dönemleri ve dereceleri yaşanmışlıklar ile doğru orantılı olarak değişkenlik gösterir..


Bazen aşk olur, dostluk olur, kardeşlik olur, değişir.. Sonra insan olmanın vermiş olduğu içgüdüsellikten dolayı GÜVEN oluşması gerekir. Çünkü, iki insan arasında bağ kurmanın en güçlü yolu GÜVEN dediğimiz köprüden geçer.. Ancak GÜVENMEK ise bu devir de en zor oluşan eylemlerden bir tanesi, hatta yaşam alanı bugünler de hep sıfır noktasında..


Dönüp baktığımızda ayrılan çiftlerin en büyük sorunu GÜVEN,

Büyük dostlukların bitme sebepleri GÜVEN,

Kardeşlerin dahi kopma noktasına gelme nedenleri, kopma sebepleri GÜVEN,

İş ilişkilerinin kötü noktalanıp ciddi zararlara neden olunmasının sebepleri yine GÜVEN..

Çünkü, insanlar GÜVEN düşmanı olan YALAN ile o kadar sıkı bir bağ kurmuşlar ve o kadar yan yana yürümekten zevk alır hale gelmişler ki GÜVEN istese de kendine yer edinemez..

YALAN olan yerde ne kadar isteyip, emek de versek GÜVEN barınmaz, barınamaz..

O yüzden ayıklayarak gitmek, YALAN fark ettiğimiz anda hayatımızdan çıkarıp, kişileri olduğu yerde bırakıp, üzerimizdeki yükünde hafiflemesi ile kendi köprümüzü inşaa etmek, yolumuza devam etmek çok da kolay, inanın..


Hatta köprüyü inşa etmekten yani GÜVENMEK'ten tam vazgeçmişken, bir bakmışsınız ki çok daha kaide değer insanlar ile oluşuvermiş o köprü..


Mevlana'nın da dediği gibi,


|mevsimler geçer,

gölge veren ağaçların dalları kurur,

sabır taşar,

canından saydığın yar bile,

gün gelir el olur..

aklın şaşar,

dostun düşmana dönüşür,

düşman kalkar dost olur..

öyle garip bir dünya işte.. |


1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi