Evren ve SEN!


Herkesin merak ettiği enerji nedir, ve spiritüel enerji nasıl çalışır?


Türk dil kurumuna göre;

‘1.İsim, fizik: Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç,erke

‘Isıl enerji, Elektrik enerjisi, Mekanik enerji’

2.Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin öğelerinin oluşturduğu güç

3.Manevi güç’


Enerji aslında her canlı veya cansız maddenin özünde olan ısı ve ışık formuna geçmiş dalgaların yansımadır.


Spiritüel(ruhsal) enerji ise; kişilerin kendi zihinlerindeki düşüncelerle ürettiği ısı ve ışıktan oluşan dalgalar ve onların evrene yayılması. Tıpkı konuşurken çıkan sesimizin dalgalar halinde çıkıp, dalga boyunda karşımızdaki insanın bizi duyup algılaması gibi...


Isı ve ışık dalgalarının yaydığı titreşime ‘Rezonans’ denir. Rezonans’ın diğer anlamları ise eko ve yankıdır. Rezonans aynı zamanda bir frekans olarak da adlandırılabilir. İki veya ikiden fazla titreşim, frekansları oluşturarak, evrende yerini alır.


Örneğin; bir piyano çalıyorsunuz, bastığınız her tuşun ne kadar titremesi gerektiğine karar verip ortaya güzel melodilerden oluşan bir tını oluşuyor ve kulağımıza hoş gelen bir yığın ses dalgasını müzik olarak algılıyoruz.


İşte tam bu noktada; o müziği arabada giderken dinlemek için radyoyu açıp frekans ayarlıyoruz, eğer radyomuz çekmiyorsa kulağımıza bizi rahatsız edici titreşimler gelip, frekansı değiştiriyoruz.


Evet gelelim şimdi, Spiritüel enerjinin nasıl işlediğine. Ruhunuzun istekleri ve sizin bedensel ve ruhsal yaydığınız enerjiler, gün içerisinde tanıdığınız ve tanıştığınız insanların titreşim alanlarına giriyor ve frekanslar tutmuyorsa ki bu kelimeyi aslında herkes çok kullanır. :) Hemencecik uzaklaşıp, frekansımızı değiştiriyoruz.


Evrende yaşadığımız olaylar ve buna bağlı düşüncelerimiz de aynen bunun gibi işleyerek, dalgalar yayıyoruz.


Sosyal medyada bir görsel dolanıyor; bir yaratık kıza soruyor ‘Evrene olumlu mesaj göndermiş miydiniz?’

Kız: ‘EVET’

Yaratık: ‘Yedim ben Onu!’


Afiyet olsun kardeşim, demekki kız nasıl tereddüt ettiyse yollayıp yollamamakta; sen o kadar titreşim git yaratığı bul :)


Peki hepimiz o olumlu mesajı verirken acaba hatalar yapıyor muyuz? Elbette ki, kullandığımız kelimeler, düşüncemiz ne olursa olsun birer titreşimi olan ve Rezonans kanununu oluşturan önemli etkenler.


Hani atalarımız demiş ya,

‘Büyük lokma ye, büyük konuşma’

Çünkü Asla yapmam dediğiniz şey, mutlaka yaşamınızın bir yerinde yapacaklarınıza dönüşür, çünkü yapmaktan korktuğunuz şey öyle bir tireşim yayar ki...


‘Korktuğum başıma geldi’, gelir tabi ki korkunun yaydığı titreşimin ne kadar büyük olduğundan ve ne kadar hızlı sana geri ulaştığından haberin yok.


‘Ben evrene mesajı verdim, olmuyor işte olmuyor’

‘Hep beni bulur zaten’

‘Çölde gezen kutup ayısıyım ya’

‘Allah kahretsin, yine olmadı, şansızım ben şansızım’


Yazarken bile, eskiden çok söylediğimi şimdilerde ise, daha farklı cümleler kurduğumu farkettim.


Bu söylediklerinizin hepsinin büyük titreşimleri var ve bunları söylemek sadece sizin kendi özbenliğinizin canını sıkıyor.


Peki, hiç mi sinirlenmeyeceğiz, kızmayacağız? Tabi ki hayır, ben sinirlendiğimde yanlış titreşim oluşmasın diye, kendime ufak çaplı sorular sorup, bunlar için kendimi savunuyorum...


Nasıl yaptığımı sizlere haftaya detaylı açıklayacağım, bu hafta rezonans ve enerjiyi biraz sindirelim.


Bir kitap önerim var, kısacık bir kitap, Pierre Franckh ‘Rezonans Kanunu’, eğer okursanız yazdıklarımı daha net anlayabilir ve pekiştirebilirsiniz.


Kitabı alamam, taşıyamam diyenler varsa, telefondan ve tabletten okumak isteyenler benimle iletişime geçebilirler...


‘En derin korkumuzun sebebi, yetersiz olduğumuz duygusu değildir.

En derin korkumuzun sebebi ölçülemez kudretimizdir,

Korkutuğumuz şey karanlığımız değil, yaydığımız ışıktır.

Kendimize soruyoruz; ‘Ben kimim ki parlak, harika, yetenekli ve etkileyici olabiliyorum?’

‘Sen kimsin ki bu özellikleri reddediyorsun?’

NELSON MANDELA


1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi