Endişelenme; seni hala seviyorum...



“I AM SORRY FOR ALL THE THINGS I'LL NEVER GIVE YOU”

“Sana veremediğim her şey için üzgünüm, endişelenme; seni hala seviyorum.”


Bazen ne kadar da ihmal ediyoruz kendimizi. Başka insanlar, başka olaylar için ne çok zamanımız oluyor da iş kendimize geldiğinde bir nefes alacak, kendimizi dinleyecek vakit bulamıyoruz. Yeri geliyor herkesin derdini dinliyoruz da oturup kendi iç sesimizi dinlemek asla aklımıza gelmiyor. Başkalarının sorunlarına çare oluyor, yaralarını sarıyoruz da gün gelip kendi canımız yandığında kalbimizin sesini bastırmaya ne kadar da istekli oluyoruz. En yakınlarımız için endişeleniyoruz da vücudumuzun feryatlarına, yorgunluğuna kulaklarımızı tıkayabiliyoruz.

Sonsuzmuş gibi alacağımız nefes durmak bilmiyoruz. Oysa durmalı biraz insan, kendini dinlemeli. Bilgisayarlardan, telefonlardan, eşyalardan, insanlardan uzaklaşmalı…


Kendimle baş başa kalmayalı ne kadar oldu acaba? Kalbime gerçekten istediğin ne diye sormayalı! Hep bir şeyler kurgulayan beynimin sesini susturmayalı! O sussun ki kalbim konuşsun… Çok zaman oldu dertleşmeyeli, iki lafın belini kırmayalı. Birbirimize dert yanmayalı hatta birbirimizi suçlamayalı. Kalbim ve ben... İki eski dost! Kimi zaman yaralı, kırık, buruk, kimi zaman ise inançlı, inatçı, mutlu, umut dolu...


İnsanın en iyi dostu yine kendisi mi? Bütün cevaplar kendinde mi? Akıp giden karmaşaya biraz ara verip dinlesen kendini, kalbini; bulabilir misin sorularının cevabını? Ya da en iyi yolu yine kalbin mi gösterir sana... Kararsız kaldığın, yorulduğun, bunaldığın hatta zaman zaman kendinden bile sıkıldığın zamanlarda biraz yavaşlatsan hayatı... Dönüp baksan içine, kendine; açılır mı yollar önünde...


Belki de...


Uzaklaşmalı her şeyden, herkesten; kaçmalı, gitmeli. Bir kalbim bir ben, belki bir de dalgaların sesi… Açmalı eski defterleri, kapatmalı yaraları, sarıp sarmalamalı… Kalbim ve ben, birbirimiz sevmeye yeniden başlamalı!


14 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi