En kötü ne olabilir?


Bu haftaya kadar bilmediğim bir ikilemin içinde sıkıştığımı fark ettim.

Kalp aslında nasıl konuşur, peki zihindeki düşünceler nasıl çalışır derdim hep.

Beni kınayabilirsiniz, bunu bilen var ise belki de içinden nasıl yani daha yeni mi öğreniyorsun ki diyebilir?

Evet, yeni öğreniyorum çünkü hiç kolay değilmiş. Bugüne kadar hep SİYAH ya da BEYAZ baktım dünyaya…

Hiç grileri görmedim, ya vardır ya yoktur dedim. Ya yaparım ya da yapmam.

Meğersem, kalp ile zihin arasında bir köprü varmış.

Ecem ne diyorsun yine, gelin örneklendirelim.


Örnek: Bir arkadaşınız var, eskisi gibi anlaşamıyorsunuz. Oysaki seviyorsunuz, ama aynı frekanstan konuşamıyorsunuz, o A dese siz B diyorsunuz. Kalbiniz ile zihniniz arasında sıkışıp kaldınız.


Kalp: Ya saçmalama o senin kötülüğünü istemez, hem o senin çocukluk arkadaşın.

Zihin: Evet kalp haklısın ama beni çok yoruyor en iyisi yol vermek…

Gelin ikisini de seçmeden başka seçenek bakalım.

Ecem: Evet kalp çocukluk arkadaşım, hala seviyorum ama seni de ara ara kırdığını görüyorum. Zihin ise çok haklı beni yoruyor, peki şöyle yapsak, ben onu serbest bıraksam ve alıp karşıma seni seviyorum, sen benim için değerlisin desem. Daha sonra izleyip görsek, ve ben git ya da kal demesem; kalmak isterse o da sevgisiyle gelmez mi zaten?

Kalp: Mantıklı, zihin de kabul ederse..

Zihin: Ne yani şimdi ben yorulmayacak mıyım? Ya bana laf sayarsa, iğnelerse ne yapacağım, bunlar benim için büyük risk..

Kalp: Sen o sırada sakin kal, ben sana yardım edeceğim, Ecem’in dudaklarına bir gülümseme kondururuz sessizce. Sen de hemen uzaklaşmayı tercih edersin.

Zihin: Bana zarar gelmeyecekse olur, kalp bana zarar gelirse, seni de ben kırarım haberin olsun.

Ecem: Peki, çok konuştunuz, sevgili Zihin bu kadar korkuyorsun madem o zaman geldiğinde ikinize de şunu sorarım?

“EN KÖTÜ NE OLABİLİR?”

Kalp: Çok sevdiğim birinden kazık yemiş olurum.

Zihin: Günlerce uykusuzluk sebebi…

Ecem: Peki ya daha kötüsü ne olabilir?

Kalp: Ya bir daha toplanamazsam?

Zihin: Bundan sonra hiç kimseye güven düşüncesinin içine sokmam.

Ecem: Peki sevgili Zihin ve Kalp bugüne kadar hep toplamadık mı kendimizi, hangisinden korkuyorsunuz? Kendinize küsmekten mi? Üçümüz el ele verirsek atlatamayacağımız ne var, söyler misiniz?

Kalp: Peki ya hastalanırsam?

Ecem: Sevgili kalp, hadi öldük, daha kötüsü var mı?

Zihin: Tabi ki yok, sen nefes almayınca, ben de hiçbir yere sinyal yollayamam sevgili Kalp… Hiçbir şey için üzülecek durumumuz olmaz. Tamam Ecem ben varım!

Ecem: Kalp, sen zihinden daha cesursundur, hadi bize yardım et!

Kalp: Tamam, sizinleyim.

Ecem: Artık, Herkesi serbest bıraktım, yardım isteyene kapım açık, benimle gülmek, ağlamak isteyene bizim kapılarımız açık! Biz kimseyi anlamak ve düşünmek zorunda değiliz! Sizler bize açık açık istediğiniz paylaşırsanız, sizinle birlikte acılarınızı, sevinçlerinizi paylaşır. İstemediğinizde ise yanınızdan kayboluruz.

Değil mi Kalp, Değil mi Zihin?

Kalp ve Zihin: Evet evet!

Unutmayın: Hem kalbinizi hem zihninizi dinlemelisiniz, ipin ucunu kaçırdığınızda ise minik soru size yardımcı olacaktır…

“EN KÖTÜ NE OLABİLİR”

Sonu gelmeyene kadar kendinize bunu sürekli sorun…

Sorunlarımızda çözüme ulaşmadan önce aslında kendimizi serbest bırakmış olmamız gerekecek...

Umarım keyif almışsınızdır…

Keyifli günler…






69 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi