ELVEDA

Bin yıllık özlem dolu ceplerim… O sarılış anları büyüsün istiyorum bir çınar gibi. Zamanında güzel olan şeyler Zamanın azizliğine uğrayıp hançerleşiyor.

Yangınlı gecelerin eşiklerinde yaşlanıyorum. Ay bile karanlık yüzüyle bakıyor gökyüzüne, Vagonlar dolusu elvedalar kalkıyor tren garlarından. Derin yaralardan ince sızılar vuruyor her vedada ellerimin gölgesine.

Giden, kafaya koymuşsa gidiyor, Sevginin tek başına yetmediği bir çağda girdaplar içinde sürüklenirken tutunamıyor insan Ve geride bir gönül bırakıp çıkılan yollar hiç mutlu sonla noktalanmıyor…

Katran karası, kambur bir sıkıntı büyüyor karnımın içinde, Burnumun direği sızlıyor aklıma düştüğün anlar, Şekerli bir karanlıktan geçiyorum sana gelirken hatıralarımda.

Duvarın diğer tarafında yaşıyorsun sen; Uçurum başlarında, Elma ağaçlarının soluğunda.

Bin yıllık özlem dolu ceplerim… Can çekişlerden dönüyorum, Çürüyorum, göğe vurup yere düşüyorum. Seni izliyorum; ben de gitgide sana benziyorum...


1/12

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi