Doğanın Ruhları Doğal Taşlar

Doğal taşların gizemli dünyasına daha önceki yazımla minik bir giriş yapmıştık. Ve hatta hatırlarsanız tarih içerisinde nerelerde ve ne amaçlarla kullanıldığını da görebilmek için kısa bir tarih içi yolculuğu yapmıştık.


Bu mucize taşların mucizeliklerine şahitliğimizi devam ettirebilmek ve biraz daha detaya inebilmek için bu ay ki yazımı da bu konu üzerine yazmak istiyorum.


Tarih içerisinde bir çok yerde bir çok amaç için kullanılmış olan doğal taşlar, zamanla unutulmuş olsa da günümüzde tekrar hatırlanıp, alternatif bir şifa amacı için kullanılma talebinden dolayı tekrar gündeme gelmiştir. Çevremizde rahatlıkla ulaşabileceğimiz mesafede ve de çok çeşitli olarak satılmaktadırlar.


Doğal taşları ilk araştırmaya başladığım ve ilk almak istediğimde aklıma takılan ilk soru alacağım taşın gerçek olup olmadığını nasıl anlayabilirim?


Ne kadar araştırırsam araştırayım bu konu hakkında tam anlamıyla bir sonuca kolayca ulaşamadığımı gördüm.


Biraz öğrendiklerim ve de çokça deneyimlediklerim üzerine sizlerle de paylaşmak istiyorum ki belki size de deneyimlediklerimin taş almak istediğinizde yardımı olabilir.


Gerçek doğal taş, elinize aldığınızda bulunduğunuz ortam ne kadar sıcak olursa olsun elinizde bıraktığı hissiyat serinlik olacaktır. Taşın cinsine göre de bazı taşlarda ısı hissedeceksinizdir.


Taşın ağır olması da bir göstergedir fakat dizi halinde aldığımız bazı taşlarda cam kullanıldığı için bu ağırlık yanıltabiliyor bizleri. Cam da ağırlığı hissedilebilen bir madde olduğundan dolayı...


Su testi de uygulayabilirsiniz mesela. Suyun içerisinde beklettiğinizde boyama olan taşlar, boyalarını suya bırakabiliyorlar.


Ya da taşa bir çakmak yardımıyla ısı tuttuğunuzda gerçek değilse eğer boyası akabiliyor veya plastikten yapılmışsa eriyebiliyor.


Dizideki tek bir taşı kırarak da anlayabiliriz. Kırılan taşın içi de dışındaki görüntünün devamı olacaktır gerçekse eğer.


Kehribar cinsi olan taşlarda ise tuzlu su testi yapabilirsiniz. Tuzu suyun içerisinde eritip, taşınızı o suya bıraktığınızda taşınızın suyun dibine batmayıp suyun yüzeyinde kalması size bir gösterge olabilir.


Tabii dediğim gibi bunlar benim deneyimleyerek bulduğum yöntemler bunu da belirtmek isterim. Siz yine de araştırabilirsiniz.


Deneyimlediğim bir başka şey ise taşın enerjisinin nasıl gözle görülür olması...


Kısa bir süre önce önüme bir proje geldi. Doğal taşların bitkilerdeki etkisini görebilmek için düşünülmüş bir çalışma.


Bu proje benimde çok ilgimi çekti,

tam da araştırıyor olduğum konu da olması çok güzeldi doğrusu. Bu projeye dahil olmayı seve seve kabul ettim. En güzel tarafı ise bu çalışmayı benim yapıyor olmamdı. Birebir yapabilecek ve her anını gözlemleyebilecektim.


İşin içinde bitki olduğu için projeyi bana getirenler, su ve toprak kullanılması gerektiğini düşünmüşlerdi.

Ben ulaşılmak istenen sonuca bağlı kalarak, sonuca gidiş yöntemini tamamen değiştirdim.


Su canlı bir varlık, aldığı titreşimlerle şekil değiştirebiliyor. Ayrıca su ve toprakta da mineraller var. Biz bu deneyi yapacaksak onları devreden çıkarmalıydık ki doğal taşın direk olarak bitkideki etkisini görebilelim. Bu başkalarına çok mantıklı gelmese de ben olabileceğini biliyordum.


Beni tek düşündüren nokta uyumdu. Hatta bana göre en önemli nokta...


Doğal taşların bir enerjisi var ve bu enerji ile çalıştırdıkları şifa... Bu şifayı çalıştıracakları enerji ile uyumlu olması bana göre çok önemli. Eğer uyumlu olmazsa doğru şifayı çalıştıramaz, istenilen sonuca tam anlamıyla da ulaşılamaz.


Burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Doğal taş alırken sadece burcunuza veya sadece taşın özelliğini göz önüne alarak almanız ne kadar doğru? Bunu biraz düşünelim dilerseniz. Biz sadece bir burcun özelliğini taşımıyoruz. Doğum haritalarımıza baktığımızda birden fazla burca sahip olduğumuzu görürüz. Doğum haritası hesaplamaları yapılmadan da ağırlıklı olarak hangi burcun özelliğini taşıdığımızı bilemeyiz.

Bu nedenle kişilere bakarak, bütün Boğa burcu olanlar ya da bütün Aslan burcu olanlar böyle karaktere sahiptir diye bir genelleme yapamayız. Her bir kişi haritasında bulunan diğer burçlarla, evlerle ve gezegenlerle etkileşimde olarak, aynı burçtan olan insanlar, birbirinden farklı farklı karakterler sergilerler.

Bu nedenle bizler de doğum haritamızı bilmeden, doğum haritamızı hesaplatmasan, hangi burcun özelliğini baskın olarak taşıdığımızı bilemeyebiliriz. Öyle ise hangi burcumuza göre alacağız taşımızı?

Neyse konumuz astroloji değil ama sadece buna dayanarak taş almanın ne kadar doğru bir fikir olduğunu bir kez daha düşünelim istedim.


Sadece taşın şifa özelliğine de bakarak taş almak, bana göre doğru değil, sizinle uyumlu mu?Ya da sizin gerçekten ihtiyacınız olan taş o mu?


Enerjiler değişkendir. Bizlerin enerjisi de öyle. Bizim o an ihtiyacımız olan enerji hangisi ise, hangi enerjiye ihtiyacımız varsa o enerjiyi, o şifayı barındıran ve bize verecek olan taşla buluşuyor, uyumlanıyor olmamız çok önemli.


Bunu anlayabilmek için kendinize ve taşa izin vermelisiniz.


Bir çok taşın içerisinden bir taş gözünüze güzel gözüküyorsa, dönüp dönüp aynı taşa gidiyorsanız. İşte o taş sizi çekiyor demektir.


Bunu şöyle de açıklayabilirim sanırım; hamile bir bayanın aşerme durumu gibi. Hamile olduğu için bebeğin anne vücudundan çektiği, azalttığı bir takım vitaminleri, vücudun anneden bu eksilenleri tamamlamasını isteme şeklidir aşerme dediğimiz şey. O an canının istediği şey, vücudunun; vücuttan eksilen yerini tamamlamak üzere anneye gönderdiği sinyaldir.


Sizinde o an ihtiyacınız olan hangi şifa ise o taşa çekileceksinizdir. Çekildiğiniz taşın hangi özellikleri olduğuna bir bakın, mutlaka sizin ihtiyacınız olan bir özelliği barındırıyordur. Deneyin...


Deneyde de beni düşündüren uyum buydu işte. Bitki ve taş doğru enerjide bulaşabilecek mi?


Kısa sürede sonucu görebilmek için, yaprağından çoğalabilen sukulent cinsi bitkiyi kullanmak istedim.


Hangi taşla enerjisinin uyumlacağını bilemediğim için de beş farklı cins doğal taş kullandım; iki farklı yöreden çıkan obsidyen taşı. Siyah obsidyen ve turuncu obsidyen, pembe kuvars, ametist ve kristal kuvars.

Bir ay boyunca bitkilerin doğal taşlar üzerindeki gelişimini gözledim.

Suya ihtiyaç duyarlarsa su verecektim ve bir ay boyunca hiç ihtiyaç duymadan da gayet güzel bir şekilde yetiştiler.


Sadece siyah obsidyen şeklinden ve kaygan bir yapıya sahip olduğundan dolayı büyük yapraklı olan bitkimiz onun üzerine kendine tutunacak bir yer bulamadı kendine ve bir süre sonra düştü. Fakat aşkın gözyaşı isimli bitkimiz küçük olduğu için onun üzerinde köklenebildi.



Diğer bir yöreden çıkan turuncu obsidyenimizdeki gelişim ise;



Bu şekilde ilerledi. Bitkimiz taşın üzerinde köklendi ve taşa tutunarak gelişimine devam etti.



Pembe kuvarsa sadece değmesini sağladığım bitkimiz ise taşa tutunmayı ve köklenmeyi ve hatta filizlenmeyi seçen bir diğer bitkimiz oldu.



Ametistin üzerine bıraktığım yapraklar, taşın yapısal etkisiyle de düşmeden daha rahat gelişecekleri bir ortama sahiptiler aslında fakat diğerleri gibi onun üzerindeki bitkilerin gelişimi bir kristal kuvarstaki kadar hızlı olmadı.



Gördüğünüz üzere en güzel uyumu kristal kuvars ile yakladı bitkimiz.




Boş saksı içerisinde bırakmış olduğum bitkiler ise bu süreci tamamlayamadan önce çiçek açıp sonra öldüler.

Sadece taşın enerjisi ile bu kadar yol alan bitkiler sanırım aklımızdaki taşın enerjisi gerçekten var mı sorusunda biraz da olsa cevap bulmamıza yardımcı olacaktır.

Çünkü taş olmadan, boş saksıdaki bitkiler yaşama tutunabilecek başka bir enerji bulamadıkları için öldüler.


Deneyimizin bize gösterdiği diğer bir nokta ise uyum. Her taşta bitkinin aynı gelişimi sergilememiş olmasının nedeni olarak, enerji uyumlarının tam olarak uyumlanmamış olması olduğunu düşünüyorum.


En güzel gelişimi kristal kuvarsla yakaladık.


Kristal kuvars, tarih içerisinde de baktığımızda şifa özelliğinin ilk fark edilen taş olduğunu ve insan enerjisi ile çok daha kolay uyumlanıp şifa çalıştırabildiğini bir çok kaynakta görebiliyoruz.


Bir çok çeşidi, bir rengi bulunan kristal kuvarstın, taşlar içerisinde de bana göre yeri ve özelliği çok ayrı olan bir doğal taş cinsidir.


Yeryüzü katmanının %10 gibi bir kısmını kapladığı söylenen kristal kuvarslar, içerisinde su damlacığı barındırırlar. Taş kırıldığında bu su damlacığının aktığını görebilirsiniz.


Deneyimizde bitkimizin en güzel gelişimi bu taşta göstermesinin sebeplerinden biri olarak bünyesinde barındırdığı bu suyun da etkisi olduğunu düşünüyorum.


Su da taş gibi canlı ve hafızası olduğu ispatlanmıştır. Doğal taşın enerjisi ve içindeki su damlacığının enerjisi ve her ikisinin de hafızalarında barındırdığı enerjilerin birleşimi !!!

Su da çok daha derin olarak ele alınması gereken ayrı bir mucize olarak düşündüğüm için o konuyu başka bir yazıma bırakmak istiyorum.


Doğal taşlar ile ilgili olan yazımdan sonra çok soru aldım. Bir çok insanın bu konuya ilgisi ve merakı olduğunu gördüm ve bu yazımla da biraz olsun elimden geldiğince, dilim döndüğünce bu soruların en azından bir kısmına cevap bulmalarında yardımcı olmak istedim. Olabildiysem eğer ne mutlu bana, sormak istediğiniz cevabına ulaşmakta zorlandığınız sorularınız varsa eğer ki bunu ben de çok yaşadım.


Eğer benim de cevaplayabileceğim sorularsa bunlar, yorum kısmına sorularınızı bırakabilirsiniz elimden geldiğince, bildiğim kadarıyla seve seve cevaplamaya çalışırım.


Bir daha ki yazımda buluşmak üzere sevgiyle ve de mutlulukla kalın....

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi