Dönüşümün Formülü


Işıkla Yolculuk Şubat 2017’de kuruldu…


Tam 3 sene olmuş…


Işıkla Yolculuk sayfasını ilk açtığım zamanlarda amacım, yazdığım yazıların okuyan kalplere değmesi hatta birilerinin hayatlarına dokunmaktı…


Farkında değildim belki ama her yazdığım yazı en çok benim kalbime dokunuyor, hatta kendime hayat amacı belirliyordum.


Neydi hayat amacım peki?



“Faniyiz Hepimiz” başlıklı yazımda “DÖNÜŞÜM” diyerek geçiştirmiştim aslında…


İtiraf vakti! Çocukluğumdan beri, kiloluydum… Birbirinden güzel anneanne yemekleri ve hatta annemle babam boşanmadan, gecenin bir köründe yapılan ziyafet sofraları… Mümkün mü, böyle bir ailede yemek yememek?


Elbette değil, bir de tabi ki genetik mide rahatsızlıkları derken, 2018 Mayıs ayı Tüp mide ameliyatına girmeden doktorların tarttığı tartıda gördüğüm son rakam 118kg olduğumdu…


Ve tabiki, olduğum bedenimi dönüştürmekti tek amacım.


Peki, nasıl karar vermiştim ameliyata?


Aslında, kardeşimin 1 senedir anneme yapmış olduğu baskıyla 2018 Nisan ayında ameliyata girmiş hatta onun isteği üzerine tüm aileden saklamıştık. İstanbul’a onu görmeye gittiğimde, anneme bana da 1 ay sonraya gün al, ben de olacağım deyip kestirip atmıştım.


Annem, bu yükü 1er ay arayla katlanamayacağını söylese de… 18 Mayıs 2018 benim “DÖNÜŞÜM” harekâtımla başlamıştı.


Dönüşüm dediğimiz şey, SAĞLIKLI BEYİN ile başlıyor.


Sağlıklı beyin ise; kendi özüne yolculuk. Bir nevi kendini sorgulama... Ben bu hayattan neler bekliyorum? Ne istiyorum ve bunun için ne çaba harcıyorum?


Herkes soruyor, nasıl karar aldın diye. Almadım, istediğim şey kilo vermekti. Kaynak okumadım, araştırma yapıp beni vazgeçirebilecek hiçbir video izlemedim, makale okumadım. Sadece İSTEDİM!


Daha önceki yazılarımda da dediğim gibi; “İSTE, İNAN, BIRAK ve OLSUN.”


17 Mayıs 2018, İstanbul’a Tüp Mide operasyonu olmak üzere gece arabayla yola çıktık, oldum olası severim araba yolculuklarını, gözlerimi açtığımda “Anne ben 3.hedefimi gerçekleştirmeye” gidiyorum demiştim.


Hastaneye girdik, hemen tetkik yapacaklar ve tabi ki bunun için kan alacaklar. Allah’ım hayatım boyunca en korktuğum şeydir kan aldırmak. Neyse, bebek hemşireleri ve bütün hemşireler 15dk ya yakın damarımı bulmaya çalıştılar ve onlar kan alamayınca tabi ki sinirden bayıldım. :)


İnanın benim için Tüp Mide operasyonunun en zorlu kısmı kan aldırmaktı. Bir de 24 saatlik Yoğun bakım! Ameliyattan çıktığımda, yoğun bakımda 24 saat kendimle baş başa vakit geçirdim. Aynı zamanda reflü ameliyatı da olduğum için, ciddi bir mide bulantısı, tek pozisyonda uyuyabilirsen yatış ve zihninle baş başa bir sen var.


Sen pardon ben :) Ben senelerdir istediğim şeye ulaşmıştım hatta içimde büyük bir sevinç var hatta ve hatta yaşadığım mucize için kıpırdayamadan ve muhteşem fiziksel acı ve ağrılarımla hayata kocaman gülümsüyordum.


O kadar inanmışım ki ameliyattan keyifli çıkacağıma, bir de yanıma kitap almışım, anneme diyorum ki anne yoğun bakımda kitap okurum, sen getir bana. Ne kitap okuması MANYAK! :) Mide bulantısından bütün gece ağladığımı biliyorum, doktorların ise ilacı bu kadar sık yapamayız dediğini… Daha çok ağladım, en son bir Doktor “Ağlamayın artık diğer hastaları da etkiliyorsunuz” dediğinde kozumu elime aldım ve daha da çok ağladım ve tabi ki ilacı yaptırmayı kabul ettirdim… :)


Odaya çıktıktan sonrasını hatırlamıyorum, çünkü midemin bulantıları geçmiş sadece zihinsel ve fiziksel doygunluk hissi vardı. Suyu bir yudum zor içiyordum ama tüm hayatım boyunca bunu istememiş miydim? Evet, su içsem yarıyor diyordum herkese… Artık bana yarar sağlayan tek şey dönüşmekti.


Tüp mide ameliyatının da diğer ameliyatlar gibi püf noktası çok yürümek… Birkaç günde toparladım fiziksel bedenimi…


Elbette, şimdi yazımı okuyanlar yemek düzenimi soracaklar, canımın bir şey isteyip istemediğini…


Ben bedenimi 28 yıl doyurmuştum zaten, sıra ruhumda ve zihnimde idi. Bedenimi doyurmak için hiçbir çaba göstermedim. İlk aylarda sıvı, püre ve katılar başladı…


Canım ne istiyorsa, 2 lokma da olsa yedim. Gözümü de, ruhumu da, zihnimi de doyurdum. Sadece, yiyemediğim ve tıkandığım yerde bıraktım.


Lıkır lıkır hala su içmiyorum. 28 yıl boyunca içtiğim lıkır lıkır su yoktu belki ama lıkır lıkır zayıflıyordum ve aynada gördüğüm Ecem'i beğendikçe umursamıyordum…


Spor hiç yapmadım! Sarkıklarım olmadı! Çünkü eski Voleybolcuyum ve hayatımda en sevdiğim şey anneannemin yaptığı Paça Yemeği (inanılmaz Kalojen içeriyor). Ha bir püf noktası da hiç sarkmayacağıma inancım çok yüksekti :) Sonuç: Sarmadım.


Bedenim zayıfladıkça, ruhum güçlendi. Ruhum sıkılaştıkça, zihnim sağlıklı düşünmeye başladı. Sağlıklı düşünceler ise DÖNÜŞÜM formüllerini verdi.


Peki, nedir bu formül?


İSTEMEK (Egosuz inanarak dilemek) + KENDİNİ SEVMEK (AFFET+KABULLEN) = DÖNÜŞÜM

Şuan mı? 62kg yum :)



Unutmayalım; bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendimizi dönüştürmeliyiz…


Not: Ameliyat ile ilgili soruları olanlar, bu yazının altına yorum yapabilirsiniz, oradan cevaplarım ve belki başkalarına yardımcı oluruz.

Sağlıkla ve sağlıcakla kalın.


İnstagram üzerinden; @sevimlitup hesabını takip edebilirsiniz...

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi