Cennetimsin DATÇA…


Malumunuz geçen hafta kalabalıklardan kaçmak demiştim. Hayalimdir emekliliğimi bir sahil kasabasında geçirmek. Aslına bakarsanız eğer son çıkan kanunlar olmasa yani yaş bekleme durumum olmasaydı iki sene sonra emekliydim ve bu hayalime oldukça erken kavuşmuş olacaktım ama maalesef bir süre daha çalışmalı ve hayalim için beklemeliyim.

Sahil kasabasında yaşamak gerçekten en çok istediğim şeylerden biri. Küçük bir evim olsun istiyorum. Bahçesi olmasa da güzel bir balkonu olsun, ben çiçek yetiştirmedim hiç ama belki o zaman bakarım, bir kedim ya da köpeğim olsun bana arkadaşlık edecek. Küçük bir mutfak, küçük bir masa… Filmlerim, kitaplarım ve yanımda sevdiğim adam. Yazın evimden çıkıp iki adım sonra denize gireyim, güneşleneyim, akşamları deniz kenarında yemek yeyip, balkonumda mehtaba karşı şarap içmek… Küçük bir barda canlı müzik dinlemek.

Arabamı sadece şehir merkezine gitmek için kullanayım, yürüyerek gideyim her yere, bir bisiklet ya da mobilet. Çalışmadan olmaz tabii, bir kitap kafe istiyorum. Bir köşesinde takılarımı da satabileceğim, ama her yeri kitap dolu, insanların kahvelerini içerken kitap, dergi okuyabileceği bir kafe istediğim.


En önemlisi de tüm bunların nerede olmasını istiyorum biliyor musunuz? Bana göre yeryüzü cenneti DATÇA’ da. Gittiniz mi gördünüz mü bilmem ama bana göre cennet diye bir yer varsa işte orası burası. Denizinde mavinin bilmediğiniz bin bir tonunun olduğu, yemyeşil Datça. Sakin, güzel, huzurlu Datça… İstilaya uğramamış ender köşelerinden yurdumun. Belki ulaşımın biraz zor olmasından olabilir ama bence bir sakıncası yok. Böyle daha güzel Datça. Ne Bodrum, ne Marmaris… Eskisi ayrı güzel yenisi ayrı güzel Datça.


Burada şöyle güzel böyle güzel diye anlatmayacağım, koyuyorum aşağıya bir video. Bakın izleyin görün bu güzelliği. Ama çok fazla paylaşmayın da bozulmasın güzelim Datça. Umarım bir gün kafeme gelir bir kahvemi içersiniz, dilerim en kısa zamanda.




10 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi