Bir yaz daha büyüdüm...


Bir yaz daha bitti.


Ömrümden geçen 41. yazım oldu.

Yazları büyürüm ben. En sevdiğim mevsimdir yaz; ki sıcak bir Ağustos günü doğmuşum 41 sene evvel. Sonbaharın hüznünü sevmem, kışın soğuğunu da. İlkbahar göz kırptığında, ağaç dalları gibi umut yeşerir içimde. Çiçekler açmaya başlar, en çok da papatyalar. Papatya severim ben. Bembeyaz sarı tomurcuklu papatyalar. Papatya tarlalarında arkamda bırakırım hüzünlerimi. Ve yaz gelir. Ben yenilenirim, büyürüm.


Bir yaz daha büyüdüm. Büyürken de öğrendim. Değişiyor insan. Bazen değiştiğini bile fark etmiyor. Bir durmak lazım aslında arada, dönüp arkaya bakmak lazım. Sonrada aynaya bakmak. Kendine bakmak. Baktım bende…


Saçlarımda birkaç tel beyaz var artık. Kiloda aldım sanki biraz. Sigarayı bıraktım ya ondan. Göz kenarlarımda kırışıklıklar oluşmaya başladı. Değişiyorum. Değiştim. Ruhum da, kalbim de değişiyor. Büyüyorum. Hiç bitmiyor büyümek. Büyüdükçe biraz daha yavaşlıyorum. Daha yavaş adımlar atıyorum. Zamanın peşinden koşmuyorum artık, onunla yürümeyi öğrendim. Daha bir sakinledim sanki. Eskiden yaşansa dokuz köyü ateşe vereceğim şeylere artık kibrit bile çakmıyorum. Boş vermeyi öğrendim. Hiç bir şey için telaşlanmıyorum. Neyin ne zaman olacağı ile ilgili kendimi strese sokmuyorum. Kendimi gereksiz ve çok düşünerek yormaktan vazgeçtim, hayatımda olan şeylerin olması gerektiği için olduğunu ve olmaya devam ettiğini kabullendim. Kontrol edemediğim şeylerle uğraşmıyorum. Her şeyin nihai zamanında olacağına inanıyorum. Biliyorum ki olacak olan mutlaka olur. Olmuyorsa da zorlamıyorum. Korkmuyorum olandan, olacak olandan. Herkesi memnun etmeye çalışmıyorum artık. “Sen bilirsin” en çok kurduğum cümle insanlara. Bir de “Sen de haklısın” var ki onu da pek seviyorum, kavga çıkmıyor böylece. Hayır demekten de korkmuyorum ama. Bana yanlış gelen şeyleri yapmıyorum. Kendi hakkımda kötü konuşmayı da, düşünmeyi de bıraktım. Kendimi kabul ettim. Olduğum gibi, olacağım gibi… Tahammül etmeyi, en önemlisi şaşırmamayı öğrendim. Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Su akıyor yolunu buluyor biliyorum. Zorlamıyorum. Ne kendimi, ne de başkalarını, ne de hayatı!


Bir kaktüsüm var artık başucumda. Bir de balık aldım. Kaktüs çiçek açsın diye bekliyorum ama onu da zorlamıyorum, bekliyorum, canı ne zaman isterse. Balıklarımla da konuşuyorum arada bir, bazen beraberce susuyoruz. Seyrediyorum sadece. Duruyorum. İyi geliyor seyretmek onları. Dil terbiyesi de yapmaya çalışıyorum bir de, sitemleri siliyorum dilimden mümkün olduğunca, kendime, başkasına. Eş dost, sevgili, aile… Beklentileri, istekleri azaltıyorum ki can kırıklarım azalsın. Nedenler, ne içinler olmasın dilimde, aklımda, kalbimde…


Bir yaz daha bitiyor. Yine usul usul esmeye başlıyor rüzgar. Yağmur çiseliyor. Yapraklar da dökülür yakında. Zamanın yaprakları gibi. Günler gibi…


Her yaz büyürüm ben… Bir yaş daha aldım, bir yaz daha büyüdüm.




42 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi