Bir Sonbahar daha...



Her sonbaharda hüzün kaplar içimi; sarı yapraklar geçmişimi, koca gövdesiyle hala yerinde sımsıkı duran ağaçlar ise hayata dört elle neden sarıldığımı hatırlatıp köklerimi sevdirir yeniden. Yağmurlar mı? Onlar da hayallerimin her bir zerresinin vücudumun üzerinde hayat bulması gerektiğini hatırlatıp yüzümü güldürüverir.

Neden mahsundur Sonbahar?

Geçmişi yere dökülen sarı yapraklarıyla anlatır. Bizi eskilere hatta belki çocukluğumuza götürür. Belki çocukluğumuzdaki kadar cesaretli olamayaşımızı hatırlatır bize. İleri gitmek isteyip de, geçmişteki güzelliklere duyduğumuz özlemi yükleyip sıkışıveririz bu denklemin içine. Belki de sadece geçmişimizle yüzleşmektir, tek derdimiz.

Belki de koca bir ağaç gövdesi gibi hayatın karşısında dik duruşumuzu anlatır bize. Her olumsuzluğa baş kaldırıp “ben daha yıkılmadım” deyişimizi hatırlatıp, bir yetişkin olduğumuzu söyleyip durur içimizdeki çocuğa inat.

Yağmurlar da aslında kimliğimizin bedenimize “sen hayatsın ve bu hayatı yaşasan da geçecek bu ömür, yaşamasan da” diye fısıldayıverir. Her yağmur sonbahardaki kadar hüzünlü değildir; hayallerimiz, umutlarımız, sevdiklerimiz ve hatta eski aşklarımız bir pencerenin üstüne vuran yağmur damlaları kadar aceleci ama yine de vurduğu yerde sakinleyişimizi anlatmaya çalışır belki de…

Sonbahar bana nerden geldiğimi, nereye gideceğimi hatta kim olmak istediğimi anlatıp durur. Ben de onun sarı, turuncu, kırmızı ve yeşil hatta toprak renkleriyle kendime her sene başka bir resim çizerim.

Belki de, Eylül benim için baba demektir, kardeş demektir. Baba kadar sertleşip rüzgarıyla beni savuradabilir kendime getirmek için, kardeş gibi kendime sıkıca sarılıp “haydi kalk, sen daha iyisisin” diyip hayatıma yön de verebilir.

İşte bu yüzden, Eylül’ de gel çünkü babam kadar sev, kardeşim kadar sarıl bana hayat. Çünkü, ben seni toprakların yağmur yağdığındaki kokusu kadar içime çekeceğim ve sana söz hayat döktüğün yapraklar kadar yeşereceğim.

Not: Babacığım ve güzel kardeşim Melis doğum gününüz kutlu olsun.




17 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi