Bir çocuk hiç, iki çocuk çok...

Kıskançlık insanoğlunun en doğal duygularından biridir. Kardeş kıskançlığı da... Yeni doğan kardeş, ilk çocuk için oldukça zor bir durumdur.


Ben bu olayı şöyle örneklendiriyorum; evlisiniz eşinizle çok mutlu bir hayatınız var, sizinle ilgileniyor, size zaman ayırıyor, sevgisinden hiç şüpheniz yok. Tam bu süreçte eve bir kuma getiriyor ve "merak etme onu getirdim onu da seveceğim ama seni de aynı şekilde sevmeye devam edeceğim" diyor. Bu sizi rahatlatır mı?" Kuma gelmiş ama gelsin nasıl olsa beni aynı şekilde sevmeye devam edecekmiş" der misiniz? Demezsiniz biliyorum. İşte bu kardeş meselesi de bence tam da böyle bir mesele. İlk doğan çocuğa "seni çok seviyoruz ve hep seveceğiz ama bir kardeşin olacak onu da aynı şekilde seveceğiz sen bundan etkilenme" demek bence büyük saçmalık.


Çocuğumuza söyleyemediğimiz doğrusu şu; "seni her zamanki kadar seveceğiz ama artık onu da seveceğiz, sana eskisi kadar zaman ayıramayacağız mecburen bölüneceğiz bazen kardeşin bazen senin yalnız kalacağınız zamanlar olacak ". Evet, işin doğrusu bu…





Kardeşle birlikte çocuğunuzda birçok değişiklik gözlemleyebilirsiniz, hırçınlaşma, altını ıslatma, emeklemeye başlama, emzik/biberon kullanımı daha ilerisi kardeşe karşı şiddet eğilimi (okuduğum kaynaklardan edindiğim bilgiler doğrultusunda; eğer kardeşe karşı şiddet eğilimi gözlemliyorsanız psikolojik destekle çözümlemeniz öneriliyor)




Peki, ne yapmalıyız? Bu durumu nasıl yola sokmalıyız? 4 yaşında ve 1 yaşında iki erkek çocuk annesi olarak benim okuduklarımdan ve deneyimlediklerimden çıkarımlarım şu yönde;


-Öncelikle yeni doğan bebekten bizim bebeğimiz olarak bahsedeceğiz ki oda sahiplensin.


-Onun da eskiden bebek olduğunu bebekken yapabildiklerini ve yapamadıklarını ona sık sık anlatıp hatta fotoğraflarını gösterebiliriz.


-Ona küçük görevler verebiliriz; kardeşin uyanmış mı bir bakar mısın? Bana bez getirebilir misin? Gibi küçük isteklerle onu sürece dâhil edebiliriz.


-Ona özel zamanlar yaratmalıyız. Günde en az yarım saatimizi eskiden yeni doğan bebek yokken yaptığımız şeyleri yaparak rutinlerimizi korumalıyız.


-Herhangi bir değişiklik yapılacaksa yeni doğan bebek eve gelmeden yapılmalı. Yapılan değişikliğin bebeğe bağlanması önlenmelidir. Çocuğumuzu okula yazdırmak gibi…


Biz anne babalara çok iş düşüyor oldukça yıpratıcı bir süreç kabul. Ama üzerimize düşen aradaki adaleti bozmamak kim haklı kim haksızdan çok sorunu çözme odaklı davranmak.


Tabi ki bunlar sadece bir öneri, bunları uygulamak bazen sorunu çözmeye yetmeyebilir. Üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapıp olayı akışına bırakıp beklemeliyiz.


Şunu hiç unutmayalım "mutlu anne, mutlu çocuk" en önemlisi biziz.


Yolumuz bu yazıda kesiştiyse tesadüf değil, bir sonraki yazımda tekrar buluşalım... Sevgiyle kalın.

1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi