Bakıldığında görülemeyenler...

3 Aralık 2017



Aralığın ilk günleri, herkes yılbaşı planları yapmaya başladı. Yeni bir sene kapıdan bize bakıyor, gireyim mi içeri diye, bizler de gel gel ve bize hediye getir diye sesleniyoruz. 

İyi de yapıyoruz aslında, yılbaşı zamanı herkesin ruheti haliyesine bir "istemek" fiili düşüyor. Aslında ne istediğimizi de bilmiyoruz; kimileri hayallerini süsleyen bir araba, kimleri çiçek dikebileceği bahçeli evi, kimileri aşkı sevgiyi, kimi parayı.

Çam ağaçları süslüyoruz, içimizde bir sevinç aman Allah'ım, sanki bir senedir bugünü bekliyoruz, ufacık bir gece için kazıklanacağımızı bile bile ve hatta bunu çok isteyerek, gündelik hayatta gittiğimiz mekanların bizlere 3 katı hesap ödettiği yerlere gitmek için heyecanlanıyoruz.

O geceye süsleniyoruz, hevesle gidiyoruz, eğleniyoruz. Sonra işte o en heyecanlı bekleyiş anı 10-9-8-7... 2-1... 10'dan geriye doğru da saydık, herkesin suratına çöktü 2018'in ağırlığı.

Eeee yani Ecem, evet bu sefer ben de size soruyorum. Eee yani ne oldu şimdi? Hoşgelmiş 2018 ! Bir laf vardır; "Bu sene benim senem" . 2018 çok hayırlı olacak, muhteşem olacak. 27 senedir, inatla ben de bu cümlelerle girdim, her yeni seneye sevgiyle, umutla baktım. Ama çok afedersiniz Trene bakar gibi.... 😃




Bakmak ve görmek arasındaki fark deriz ya hah işte o. Bakmak; gözümüzün seçtiği imgeleri beynimize aktarır. Görmek; gözümüzün ve beynimizin tanıdığı imgeleri kalple yorumlar, harmanlar.

Bir manzaraya baktığınızda, seyredersiniz, güzel ve çirkin olduğuna ise seyrettikten sonra karar verir, yorum yaparsınız.

Baktığınızda betimlersiniz, gördüğünüzde ise sorgularsınız, yorumlarsınız.

Baktığınızda tanırsınız, gördüğünüzde ise tanıdığınızı yaşamaya başlarsınız.

Bugüne kadar herkese aynı BAKTIM. Kendim gibi baktım, iyilikle ve sevgiyle. Bir nevi AYNALAMA sistemi bu. Aynalama dediğimiz şey ise; tanıdığın, tanıştığın ve çevrende olan tüm insanları kendin gibi sanmak ve ona göre davranmak.

Gelin örneklendirelim; sevgiliniz sizi sürekli geçimsizlikle ve yalancılıkla suçluyor. Aslında bunu yapan kendisi, çünkü kendi yaptığından ancak aynalama yöntemiyle kendisinden kaçabilir.

Birine aşık oldunuz, sürekli etrafınıza ne kadar iyi bir insan olduğundan, şöyle kibar bu kadar mütevazi olduğundan bahsediyorsunuz; sonra aranızda bir konuşma geçiyor, insanlara anlattığınızda gerçekten size o kadar da iyi olmadığını söylüyor, ama ne fayda siz yine onu kendiniz kadar iyi biri olarak görmeye çalışıyorsunuz.

İyi ve kötü niyet ikisi de birer aynalamadır. Biz yalan söylüyorsak, karşımızdaki de yalan söylüyormuş gibi davranıyoruz. Biz sevdiğimiz birine toz kondurmadığımızda o da bize toz kondurmuyor zannediyoruz.

Aynaya baktığınızda gördüğünüz kişinin, aynısını çevrenizde başka bedenlere girmiş hali olarak BAKIYORUZ.

Görmek daha zordur bakmaktan; baktığınız kişiyi kenara koyup gerçekte karşınızda olan kişiyi tanıdıktan sonra yorumlamaya ve gerçekten yaşamaya başlarsınız.

Baktığımızda göremediğimiz şeyleri yaşarken kendimize bir ayna tutup, anlayabilirsiniz.

İşte ondan sonrası FARKINDALIK, Baktım, Gördüm ve aynayı kendime tuttum.

2018’den beklentilerim; Karşıma işte, sokakta, restaurantta veya bir kafede kim çıkarsa çıksın, benim gibi düşünceleri olanlar dikilsin karşıma, zaten gözlerinden tanıyacağım çünkü kendimi göreceğim ve geri kalan hayatımın her evresi benim için öğrenmam gereken ne varsa NAZİK bir şekilde göstersin ki ben de aynı NAZİKLİKLE görebileyim.

Yılbaşı ağacı kadar yeşil ve taze kalın, çam ağacı süsleri kadar parıltılı ve çekici olun, etrafına sardığınız o büyülü ışıklar kadar ise etrafınıza mutluluk ve sevgi yayın. Işıklarınız aynaya yansıdığında sizden daha iyi bir konumda olan kimse kalmayacak.

Baktığınız ışıkla, kendinizi görmeniz dileğiyle..

10 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi