ÇİÇEKLİ KADINDAN DİKENLİ NOTLAR

Tanrı Dağları’ndan esen rüzgâr saçlarına karıştığında düşlerim yırtılıyor, aklım kaçıyor başımdan.

Şimdi sen uyuyorsun ya yıldızlar eriyor gece karası saçlarında.

Gece kokuyorsun,

Gece sen kokuyor.

Hızlı hızlı soluk alıp veriyorum, ciğerlerime dolduruyorum seni.


Şaraplaşmış şarkılar çalıyor notaları yüzüne yansıyan,

Bense bayatlamış şarkılar gibi ufalanıyorum soluklanırken,

Yırtılan gecenin geri tarafına çivileniyorum.

Kırılıyorum, gök gürültülü çıkıyor sesi kırıklarımın.


Gece yarılarının yarımlaştırdıklarındanım…

Yarınlardan değil de evhamlandıran geçmişlerden geçemeyenlerdenim.

Ne çıkışı ne dönüşü olmayan bir zindan kafamın içi…

Büyürken eskiyorum ama çocuk olmayı istediğimi de hiç hatırlamıyorum.


Eksikliğini hissettiğim kayıpların çoğaldığı zamanlardan geçiyorum yine.

Yakama yapışmış bir sıkıntı büyütüyorum,

Paslı bir kirlilik avuçlarım…

Toprak kokuyor üstüm başım, ölümün kıyısından bakıyorum.


Yüzümü yüzünden çekme vaktine tekabül ediyor zaman bu aralar.

Düşlerimden düşen adamlar biriktiriyorum tablolarda,

Geçmiş sevdalardan biriyle yüklüyorum içimi kâğıttan gemilere.


Yarım sana, yarım bana dönük duruyorum.

Çiçekli kadının dikenli notlarını senin için yazıyorum!




320 görüntüleme
1/11

Copyright © 2020 Işıkla Yolculuk Dergisi